Tahinli çörek (Bağaça), paça ve mercemek çorbası,
Akseki Belediyesi Mustafa Duruk Mesire Yeri, Akseki-Ibradı Havza Projesi Hatıra Ormanı, Morca Yaylası (Çukurköy), Green Kanyon (Kepezbeleni), Oymapınar Barajı, Kepezbeleni Kanyonu, Doğal Yeraltı Suyu (Sevinçköy), Sinan Hoca Türbesi, Uzundere Köprüsü (Akşahap), Günkaya Köyü Yaylası, Gümüşdamla Kanyonu, Doğal Şelalesi ve Havuzu, Kagrai Antik Kenti (Cevizli), Süleymaniye Mesire Alanı, Seyit Girgin Meydanı(Değirmenlik), Bademli Boriçi Park, Bodamya Yaylası-Piknik Alanı (Bademli), Kayaağıl Obruğu (Dikmen), Belenalan Düğmeli Evleri, Çam Beli Mesire Alanı (Yarpuz), Alacabel Zirve (Yarpuz), Gidengelmez Dağları Milli Parkı Türkiye'nin en tehlikeli yürürüş rotası (Süleymaniye), Namaras Yaylası, Çenger Paşalar Yaylası, ilvat Gölü, Geyik Dağı (Çimiköy), Eğrigöl Yaylası Güzelbağ (Çimiköy)
Kundu Halk Plajı(Kemerağzı), Halk Plajı, Mardan Mendirek, Kumköy Halk Plajı, Kumköy Çadır Kampı, ANFAŞ Antalya Expo Center (Soğucaksu), Perge Bilet Ofisi, Perge Antik Kenti, Perge Tiyatrosu, Perge Antik Stadium, Perge Ören Yeri, Plancia Magna Mozolesi, Alırsak Yapı, Aksu, Perge Manzara, Perge Agora, Perge Güney Hamamı, Doğu Bazilika, Perge Sütunlu Cadde, Perge Nymphaeum Anıtsal Çeşme, Büyük Mozaik, Perge Antik Kenti Seyir Terası, Antik Ev (Fettahlı), Antik Su Sarnıcı, Antik Tuvalet, Ağalar Cami (Yurtpınar), Aksu Antik Taş Köprü (Barbaros), Şifalı Su Böbrek Kum Taşı(Barbaros), Ahmetal Su Kemeri (Fatih), Kurşunlu Tabiat Parkı, Kurşunlu Şelalesi
Ulugüney Deresi Ağzı, Ada Manzara Noktası(Okurcular), Cimtur Plajı(Okurcalar), Kibyra Minor Antik Limanı (Okurcalar), Motorlu Yamaç Paraşütü Alanı, Ördekli Kamp Piknik Alanı, Alara Han, Alarahan Kaleiçi Karakaya, Alara Kalesi (Çakallar), İncekum Tabiat Parkı(Avsallar), Avsallar Halk Plajı, Fuğla Plajı, Sunway Takeoff680m, Pasha Guad Yassı Tepe, Paşa Köy, Ulaş Mesire Piknik Alanı, Kasai Antik Kenti (Gündoğmuş), Gedefi Kilise Mağarası, Suuçtuğu Şelalesi (Gündoğmuş), Alara Kemer Köprü (Gündoğmuş), Colybrassus Antik Kenti, Zeytinbükü Köprüsü, Toslak Uçanca Şelalesi, Serapsu Han (Konaklı), Türkler Piknik ve Mesire Alanı, Longe Sahili, Türkler Belediyesi Halk Plajı, Payallar Sahili, Marlo Sahili, Konaklı Sahili, Reis Plajı, Konaklı Seyir Terası, Konaklı Piknik Mangal Alanı, Alanya Belediyesi Parkı, Alanya Marina Yat Limanı, Ulaş Mesire ve Piknik Alanı, Hemaksia(Hamaxia)-Sinek Kalesi (Elikesik), Hemaksia(Hamaxia) Antik Kenti, Emirgan Ulaş Mesire Yeri(Kızlar Pınarı), Kleopatra Plajı, Kleopatra Sahili, Alaaddin Sahili, Damlataş Sahili, Alanya Teleferik, Alanya Arkeoloji Müzesi, Damlataş Mağarası, Kleopatra Heykeli, Kleopatra Havuz Gölü, Alanya Kalesi, Alanya Kale Panorama Seyir Balkonu, Gemili Mescit, Aşıklar Mağarası, Selçuklu Hamamı, Ehmedek Kalesi, Süleymaniye Camii, Er Kapı, Bedesten Alanya, Ömürlü Kemal Atlı Kültür Evi, Hıdır İlyas (Agios Georgios-Hıdırellez) Kilisesi (Hacı Mehmet Köyü), Dil Varna Burnu, Alanya Kale Gözlem Terası, Tarihi Alanya Selçuklu Tersanesi, Denizcilik ve Gemi Müzesi, Şakirler Camii, Tophane Mescidi, Cephanelik, Tophane, Kızıl Kule (Etnoğrafya Müzesi), Alanya Deniz Feneri, Yat Limanı, Keykubat (Begonvil) Plajı, Dereköy Tarihi Taş Köprü, Gedevet Yaylası, Seyyid Mahmut Camii ve Türbesi (Mahmutseydi), Türbelinas Muharbaşı Yaylası (Dere), Alanya Belediyesi Macera Parkı, Kızılalan Orman Parkı, Eşek Dayandıran Yokuşu, Alanya Top Zirve, Alanya Benlidere Şelalesi, Mustafa Kemal Atatürk Anıtı, Galip Dere Halk Plajı, Kedi Evi Parkı, Atatürk Evi Müzesi, Alanya Hüseyin Azakoğlua Kent Müzesi (Şekerhane), Benlidere Şelalesi (Tepe), Hasbahçe Köyü, Mağarası ve Köşkü, Cikcikli Teras Parkı, Köprülü Baş Yayla, Hacı Beleni Mevkisi, Asmaca Yaylası, Alanya Akdağ, Erikhanı Yaylası, Oluk Yaylası, Kızılcaşehir Kalesi, Oba Çayı, Kadıini Mağarası, Portakal Plajı, Ice Park Alanya(Cikcilli), Oba Sahili, Tosmur Sahili, Kestel Sahili, Mahmutlar Sahil, Dim Çayı, Dim Çayı Piknik Yeri, Dim Mağarası, Dim Çayı Milli Parkı, Cebeli Reis Tepesi Yamaç Paraşütü Alanı(Mahmutlar), Sakli Vadi Şelalesi, Naula Antik Kenti, Syedra Antik Kenti, Aydapınar Antik Harabeleri, Alanya Herkül Köprüsü (Fakırcalı), Çamlıca Kalesi (Fakırcalı), Sapadere Yolu Seyir Alanı, Cüceler Mağarası (Trılar), Sapadere Kanyonu, Timyan Dağı, Uzunöz Medresesi Yaylası (Karapınar), Tokar Şenlik Alanı, Söğüt Yaylası (Karapınar), Dikmetaş Yaylası (Karapınar), Alacami Kanyon, Alanya Şelalesi (Alacami), Arıtaş Şelalesi (Alaca Köyü), Bucak Çökelesi Yaylası, Çökele Yaylası, Dikmetaş Yaylası, Dim Beleni Yaylası, Gökbel Yaylası, Cindi Yaylası, Köprübaşı Yaylası, Kuş Yuvası Parkı Alanya, Gevne Köprüsü (Karapınar), Albalak Yaylası
Karabal Belören Kalıntıları, Arnabanda (Hagia Sion-Belören), Demre Çayı Şapeli/Rahip Evleri (Davazlar), Kyaneai Büyük Sarnıç, Heroon of Trysa, Istlada-Hoyran (Kapaklı), Köşkerler Köprüsü, Myra Antik Kenti, St. Nicholas Kilisesi (Noel Baba Kilisesi), Likya Uygarlıkları Müzesi, Ala Kilise (Belören), Karabel Kilisesi (Belören), Şahin Tepesi Gözetleme Noktası(Karabucak), Demre Manzara Seyir Noktası, Sura-Antik Kahin Mezarı, Trebenda Antik Harabeler (Yavu), Antik Trebendai, Sura Antik Kenti, Zeki Yasemin Koyu(Kaleüçağız),Taşdibi Plajı, Sülüklü Plajı(Büyükkum), Demre Kuş Cenneti, Çay Ağzı Plajı, Çağıllı Plajı, Çamlık Koy, Zincirli Mağara, Gökkaya Koyu, Danamusa Koyu, Kekeva Adası, Kekova Batık Şehir, Batık Şehir Kekova, Simena Kalesi, Theimussa Antik Kenti (Kaleüçağız), Kocakarı Koyu, Tersane Koyu
Güver Kanyonu Seyir Alanı, Güver Kanyonu, Güver Uçurumu, Güver Şelalesi, Şeytan Uçurumu(Söğütcük), Karain Mağarası, Kırkgöz Han Kervansaray, Evdir Han(Düzlerçamı), Ariassos Antik Kenti (Dağbeli), Selçuklu Mezarlığı(Dağbeli), Maximianupolis (Kovanlık), Ekşili Kanyonu ve Ekşili Şelalesi, DSİ Karaöz Çepeli Barajı, Kocain Mağarası(Ahırtaş), Güllük Dağı Termessos Milli Parkı, Termossos Antik Kenti, Topkara Halı Tarlası (Camili), Kocain Mağarası (Kızılseki)
Antalya Elmalı Müzesi, Sinan-ı Ümmi Türbesi, Vehhab-ı Ümmi Hazreti Türbesi, Vahab-i Ümmi'nin Durdurduğu Kaya, Kesik Minaret, Çoban Dede Türbesi, Topdağı Mesire Alanı, İshak Dede Türbesi Elmalılı Muhammed Hamdi Yazır Kültür Merkezi, Recep Gürbüz Güreş Sahası, Kızılbelen Sarıoğlu Camii, Zümrütova Kalesi, Abdal Musa Türbesi, Podalia Antik Kenti (Göltarla), Çamkuyusu Sedir Araştırma Ormanı, Baranda Gölü(islamlar), Baranda Gölü Seyir Noktası, Müğren Tümülüsü (Gölova), Güldürdü Gümüş Şelalesi, Gilevgi Kalesi (Özdemir), Çukurelma, Beydağları Kızlar Sivrisi(Büyüksöğle)
Beymelek Lagünü, Taya Beach(Boldağ), Saklı Koy, Finike Mağralı Koy, Küçük Koy(Boldağ), Beyaz Kaya Plajı(Boldağ), Ejderin Gözü, Habeş Koyu, Sincaplı Koy(Boldağ), NY Beach, Anka Deniz Koyu, Boldağ Seyhan Seyir Alanı, Gökliman Plajı(Boldağ), Altuncan Hatun Kadınlar Plajı(Kale), Andrea Doria Koyu, Balık Tutmak için Düz Kayalıklar, Oruç Reis (Merdivenli) Koy, Finike Suluin Mağarası (Suluin Mağarası, Antalya)'nın Finike ilçesinde bulunan bir dikey sualtı mağarası. MTA'ya göre derinliği 128 metredir fakat derinliği hakkında kesin bir bilgi mevcut değildir. Finike-Kaş yolu üzerinde, Finike limanından 1 km ilerisinde, yoldan 18 metre yukarıda, dağ yamacındadır. Halk arasında İncirli Mağarası veya Gök Mağara olarak da bilinmektedir. Suluin mağarası, 80 metrelik giriş ağzına sahiptir. Mağara girişte düşey yönde ilerler, sonunda su birikintisi bulunur. 27 Ağustos 1995 tarihinde Amerikalı bir su altı araştırma ekibinin mağaraya yaptıkları dalışta 122 metreye kadar inmişler. Bu seviye ile Suluin, Asya'da dalınan belgelenmiş en derin mağaradır. Aynı dönemde dalış yapan bir Alman çift ise hayatını kaybetmiştir. Mağaraya yalnızca profesyonel dalgıçların dalmasına izin verilmektedir. Girişte tatlı olan su derinlerde tuzludur. Bu mağaranın denizle bağlantılı olduğunu düşündürmektedir. Mağaranın içinde seramik ve kemik parçaları bulunmuştur. Su altındaki kısımlarda damlataşlar bulunur. Bu durum mağaranın bir zamanlar karasal ortamlarda bulunduğunu kanıtlamaktadır.[^[1]^](https://tr.wikipedia.org/wiki/Suluin_Ma%C4%9Faras%C4%B1#cite_note-concorde-1) Suyu asidik yapıdaki mağarada göçükler tehlike oluşturmaktadır. Derinlerde hidrojen sülfür kokusu bulunan mağarada su sıcaklığı yıl boyu 13-14 °C'dir), Finike Kalesi, Kadınlar Plajı, Finike Plajı, Finike Sahili, Limyra Köprüsü (Göksu), Lmyra Antik Tiyatro, Arykanda, Arykanda Antik Kenti, Arykanda Peristyle Evi (Arif), Arykanda Büyük Hamam, Arykanda Doğu Necropolis, Antik Arykanda Stadyumu, Antik Arykanda Aşağı Agorası, Başkoz Deresi (Arif), Arykanda Şelalesi, Ordibek Yaylası (Yazır), Yatıkardıç Yaylası, Eroğlu Nuri Türbesi, Bey Dağları, Karacaören Kırkmuğar Yaylası, Akçaalan Kırkmuvar Yaylası
Aysultan Kızlar Plajı, Mehmetçik Ormanı, Sinad Deresi, Bıçkıcı Manastırı(Sarıağaç), Korsan Mağarası (Pazarcı), Antik Kent, Gözlem Kulesi, Gazipaşa Halk Plajı, Kavakkık Kır Bahçesi, İnceağrı Deresi(Koru), Roma Hamamları, Trajano Ölüm Anıtı, Selinus Antik Kenti (Koru), Selinunte Akropolü (Koru), Bıdı Bıdı Beach (Koru), Gazipaşa Karavan Parkı, Koru Plajı, Koru Sahili Doğal Havuzlar Koyu, Gazipaşa Koru Fener Mesire Alanı(Ekmel), Koru Denizi Piknik Alanı, Gazipaşa Mavi Lagün, Ak Kaya(Muzkent), Yalan Dünya Mağarası (Beyrekbucak), Lamos (Çile), Nephelis-Luliosabeste (Muzkent), Gazipaşa Delikdeniz Kral Koyu(Güneyköy), 125. Yıl Atatürk Hatıra Ormanı, , Gazipaşa Uzunkum Plajı, Antik Kayalıklar(Güneyköy), Liman, Altıkapı Han(Yakacık), Kaledran Köprü (Yakacık), Sivastı Karapınar Yaylası(Karatepe), Akmuğar Ilıca, Bürk Obası (Yeşilyurt), Antik Kent (Çığlık), Suluçukur (Macar Yaylası-Çamlıca), Murtlin Yaylası (Şahinler), Maha Yaylası (Şahinler), Berem Yaylası (Şahinler), Elbalık (Çamlıca), Balca Yaylası, Arap Baba Türbesi (Çamlıca), Gazipaşa Soğukoluk Yaylası (Sugözü), Ekinçalı Yaylası (Çamlıca), Günnercik Yaylası (Çamlıca), Çizme Taşı (Yayla Evleri), Tın Tın Mağarası (Yaylaevleri Kocaşlı), Yunt Pazarı Yaylası Çeşmesi (Yeşilyurt), Ciminin Yaylası, Dipsiz Göl (Sorkun), Doğanca Köyü ve Yürüyüş Alanı, Direvli Kale-Kilise (Doğanca), Çamalanı Yaylası (Doğanca), Gürçam Karatepe Yaylası (Gürçam), Sazak Yaylası (Gökçesaray), Kaşpazarı Yaylası (Antalya Gazipaşa-Mersin Anamur sınırında bulunan yol, Kaşpazarı Yaylası ve bir çok yaylaya uzanan, 2200 rakıma tırmanan bu dar toprak yol; bir yanı uçurum, bir yanı dağ. Zaman zaman düşen kayalarla kapanan bu zorlu yol, tüm tehlikesine rağmen Torosların zirvesinde nefes kesen manzaralar sunar-Güngören)
Ali Köprüsü, Hacıbeleni Yaylası(Köprülü), Köprülü Başyayla, Yassıpınar Yaylası(Yeniköy), Uçansu Şelalesi (Yeniköy), Gündoğmuş Akyarı Köyü Tavşanalanı Mahallesi, Muarcık Muarı (Kayabükü), Başmuğar Yaylası, Geyik Dağı, Çayboğazı Yaylası (kayabükü), Eğribel Yaylası (Ortaköy), Kurugöl Yaylası/Kayabükü, Seyricek Yaylası (Ortaköy), Oğuz Yaylası Ortaköy (Malan Vadisi), Söbüçemen Yaylası (Ortaköy), Sultanhanım Çeşmesi Eğrigöl, Eğil Göl, Eğil Göl Yaylası Güzelbağ (Çimilköy), Avsallar Yaylası (Çimiköy), Küllü Göl, Küllü Göl Çakallar Yaylası (Çimiköy), Duruca Gölü, Yenicepazar Yaylası (Namaras Yaylası), Kızılot Keçerler Yaylası (Çimilköy)
Manastır Kanyonu (Ürünlü), Manastır Kanyonu Seyir Terası, Altınbeşik Mağarası (Ürünlü), Altınbeşik Mağarası Milli Parkı, Çukurviran Yaylası Evleri
Oninda Kalıntıları(Sahilkılınçlı), Aperlai Antik Kenti, Apollonia(Boğazcık), İnönü Koyu, Çamlık Koyu, Choban Beach (Bayındır), Yılka Beach, Büyük Çakıl Plajı, Antiphellos Antik Kenti, Kral Mezarı, Likya Kaya mezarları, Kaş Belediyesi Halk Plajı, Hidayet Koyu Plajı, Yarımada Manzara Noktası, Akçagerme Plajı, Seyrek Çakıl Plajı, Mavi Mağara, Halk Plajı, Kaputaş Plajı, Çamlıköy Sosyal Tesisleri, Wild Beach(Kalkan), Kalkan Halk Plajı, Bezirgan Yaylası, Bezirgan Tarihi Tahil Ambarları, Esse Koyu, Wild Beach Kalkan, Fırnaz Koyu, Port Zeyno, Pına Kürü, Kaplar Koyu, Zeyno Limanı, Gerenlik Beach(Gelemiş), Yalı Plajı(Gelemiş), Aras&Ata Manzara Noktası, Patara Plajı, Patara Ören Yeri, Patara Antik Kenti, Agora, Korint Tapınağı, Antik Deniz Feneri, Hurmalık Hamamı, Modestus Zafer Takı, Aquaedukt, Erzak Deposu, Patara Sit Alanı, Kutsal Kule, Kum Tepeleri, Xanthos Antik Kenti(Kınık), Xanthos Tarihi Havuz(Kınık), Xanthos Harp Anıtı(Kınık), Dokuzgöl Tabiat Koruma Alanı(Ortabağ), Çığlıkara Doğa Rezevr Alanı(Doğantaş), Yayla Aklar Camii, Yalla Çavdır Çamdibi Camii, Akörü Mahallesi Oyrak Mevkii, Akörü Tavşan Çiftliği, Gömüce Köyü Camii, Dirgenler Kilise, Çığlıkara Nature Reserve Alanı, Dokuzgöl Tabiatı Koruma Alanı, İç Ada, Akvaryum Koyu, Belpınar Geçidi, Yayla Çavdır/Belenyayla(Yaylapalamut), Gömlüce Yaylası(Sütleğen), Uçarsu Şelalesi (Cemre), Alinin Yaylası, Yaves Balık Tepesi(Cemre), Gömbe Piknik Alanı ve Fırın(Cemre), Gömbe Yaylası Taşkonak Evleri, Gömbe Yaylası Yeşil Göl, Çayboğası Barajı
Wild Beach Büyük Çaltıcak, Küçükgür Plajı(Beldibi), Kargıcak 2 Günübirlik Kamp Alanı, Kargıcak Plajı, Tenedos Antik Kenti, Manzara Noktası, Kemer Belediyesi Göynük Halk Plajı 1 ve 2, Göynük Sahili Beldibi Mağarası, Mnara Antik Kenti (Ovacık), Beydağları Sahil Milli Parkı, Kuzdere Olimpis Park Area, Kuzdere Kanyonu, Kesme Boğazı Mevki (Kuzdere), Sapan dere Yürüyüş Alanı (Ovacık), Daima Kepez Tepesi (Ovaçık), Gedelme Kalesi (Kuzdere), Likya Yolu, Göynük Kanyonu, , Bergiz Hotel Plajı, Kimeros Park Holiday Village Plajı, NG Phaselis Bay Plajı, Club Med Palmiye Beach, Kandıl Çeşme Sahili, Panorama Beach Club, Crystal Aura Beach Plajı, Akra Kemer Plajı, Kemer Halk Plajı 3, Kemer Halk Plajı 2, Kemer SahiliKemer Halk Plajı 1, Kemer Limanı, Folklorik Yörük Parkı Açık Hava Müzesi, Idyros Antik Kenti, Kleopatra Beach, Kemer Ayışığı Sahili, Ayışığı Parkı, Akvaryum Koyu, Yüzbaşı Mustafa Ertuğrul Noktası, Kiriş Koyu (Büyük Taş Koyu), Küçük Ovacık, Maxx Royal Kemer Plajı, Grand Mir Amor Sahil, Kriş Plajı, Limak Limra Sahil, Ağva Çayı, Çamyuva Halk Plajı, TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Turaş Çamyuva Halk Plajı, Çamyuva Beach Plajı, The Norm Oriental Plajı, Robinson Club Çamyuva Plajı, Cennet Koyu, Phaselis Gizli Mağara, Phaselis Harabeleri, Phaselis Antik Tiyatro, Phaselis Antik Kenti Kilise, Phaselis Güney Liman, Phaselis Antik Kenti, Phaselis Sahili, Phaselis Koyu, Tapınak, Su Kemeri, Phaselis Plajı(Tekirova), TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Tekirova Halk Plajı, Kapalı Likya Yolu, Tekirova Halk Plajı, Kleopatra Koyu(Tekirova), Tekirova Sahili(Teke Koyu), Mağara (Tekirova), Beycik Bükü, Maden Koyu Sahili (AtbüküKoyu), Kral Koyu, Boncuk Koyu, Yanartaş Milli Parkı, Likya Yolu Manzara Noktası, Carretta Carretta Plajı, Olimpos Antik Kenti, Olimpos Sahili, Olimpos Plajı, Ceneviz Kalesi, Asartaş Akropolü, Çift Gözlü Mağara(Ulupınar), Olimpos Tekirova, Olimpos Teleferik(Tahtalı Dağı)
Sinema Perdesi Gedeller (Hisarçandır), Onobara Antik Kenti(Hisarçandır), Doğal Su Kaynağı, Gökdere Vadisi Onobara Antik Kenti Yürüyüş Yolu(Hisarçandır), Hisarçandır Balıkçı Barınağı ve Plaj Girişi, Topçam Günübirlik Piknik Alanı, Üçsöğüt Yaylası (Hisarçandır), Dastaratacağı Dağı, Dastaratacağı Dağı Bankı, Topçam Plajı, Topçam Mesire Alanı, Servis Koyu, Sarısu Kadınlar Plajı, Tünektepe Teleferik İstasyonu, Tünektepe Manzara Noktası ve Sosyal Tesisleri, Sarısu Mesire Alanı, Konyaaltı Plajlar, Boğa Çayı ve Köprüsü, Konyaaltı Halk Plajı, Kapuz Kanyonu, Cennet Vadisi(Doyran), Demirkapı Gözleiği(Doyran), Neapolis Antik Kenti(Doyran), Doyran Şelalesi, Doyran Baraj Göleti, Doyran Göleti, Doyran Manzara Seyir Noktası, Portakal Durağı Virajı, Alim Pınar Mevkii, Alimpınarı Yaylası(Doyran) Çağlarca Manzara Seyir Noktası, Feslikan Yaylası Festival Alanı, Feslikan Yaylası, Karadağ Zirvesi(1958m), Geyik Bayırı, Geyik Bayırı Mağarası, Trabenna Antik Kenti (Çağlarca), Sinan Değirmeni (Doyran), Kara Göğsünlü, Akça Kaya Mevkii, Harım Yurt Yaylası(Doyran), Saklıkent Kayak Merkezi(Doyran), TÜBİTAK Ulusal Gözlem Evi(Doyran), DSİ Karadere Göleti, Moryer Yaylası(Geyikbayırı), Çitdibi Şelale (Geyikbayırı), Kelbessos (Doyran), Trabenna Antik Kenti (Çağlarca), Beydağları Sahil Milli Parkı, Likya Yolu Başlangıcı (Akdamlar), Üçoluk Yaylası, Ekizce Yaylası, Dastaratacağı Dağı (Hisarçandır), Çandır Çayı, Çandır Kalesi (Hisarçandır), Tuna Şelalesi (Çitdibi), Typalia Antik Kenti (Typalia Antik Kenti Antalya merkeze 27 km mesefade Çitdibi Köyü Karabel mevkiinde yer alan bir Likya kentidir. Antik kent "Lykia" ve "Pisidia" arasındaki sınırda yer aldığından, hangi birliğe ait olduğu konusunda arkeologlar arasında tartışmalı bir şehirdir. Kitanaora'dan başlayan ve Kosara üzerinden Trebenda'ya doğru devam eden Antik Roma Yolu üzerinde yer almaktadır. MÖ 500 -- MS 300 arasında üç dönem (Helen Öncesi, Helen ve Roma) varlığını sürdüren ve üç Pisidia şehri olan Trebenda, Typallia ve Onobara ile birlikte Termessos ile siyasi birlik oluşturan kent, bir garnizon yerleşkesidir. 1994 yılında Patara'da bulunan ve MÖ 41-51 yılları arasında Likya bölgesinin yol sistemini de gösteren "Stadiasmus Patarensis" (SP) adlı Roma devlet kaydında, Typillia Antik Kenti'nin adının geçmesi, kentle ilgili en önemli belgelerden biridir. Typallia Antik Kenti'nin adının geçtiği ikinci önemli belge ise St. Mitchell tarafından Bayat Köyü'nde yapılan survey sırasında Termessos ve Isında antik kentleri arasında bulunmuş, İÖ 30 yıllarına tarihlenen bir yazıttır. Yazıttın Typallia Komutanı Trokandas için Termessos şehrinin verdiği onur belgesi olduğu anlaşılmaktadır. Yazıtta Termessos şehriyle siyasi bir birlik oluşturan Typallia şehir devletinin, Galatlarla Sandaliotlar (Sandalion halkı) arasındaki savaşta destek sağlamak için askeri birlikler gönderdiği ve başta Trokandas olmak üzere, savaşa katılan Typallialıların bu çalışmaları sırasında büyük yararlılıklar gösterdikleri anlaşılmaktadır. İbaresi yer almaktadır. Konumu itibariyle kartal yuvasını andıran muhteşem bir manzaraya sahiptir. İlk başlatılan periyodik yüzeysel araştırmalarda dekoratif semerdam biçimli sarkofajlar, hamam yapısı, çok sayıda çiftlik evi, zeytinyağı işlikleri, tarım alanları, kireç taşından yapılmış mezarlar, bazı sur kalıntılarına rastlanmış, kentte herhangi bir arkeoloji kazı yapılmamıştır. Çitdibi), Sivri Dağı Milli Parkı(Çitdibi), Yeşilvadi Alabalık Çiftliği ve Piknik Alanı(Akdamlar), Sırça Köşk-Yarbaşçandır Korucak Yaylası, Tunç Dağı
Korkuteli (İsinda-İstanoz-Şehsaze II Beyazıt'ın oğlu Korkut): Korkuteli Karyağdı Armudu, tarhanası, mantar ve yanıksı dondurması meşhur. Korkuteli Öğretmenevi, Korkuteli Etnoğrafya Müzesi, Sinadeddin Medresesi 13.yy, (İlçe merkezinin 4 km. batısındaki Alâeddin mahallesinde bulunan ve bakımsızlıktan her geçen gün biraz daha harabeye dönen medrese, Hamîdoğulları'nın Antalya koluna bağlı olarak İstanoz'da (Korkuteli) müstakil olarak hüküm süren Sinâneddin Hızır Bey tarafından 719 (1319) yılında yaptırılmıştır. İçten içe 18,35 × 16,25 m. boyutlarında olan yapı iki katlı ve eyvanlı açık medreseler grubuna dahildir ve Selçuklu geleneğini sürdüren en güzel örneklerden birini teşkil eder. İnşasında bol devşirme malzeme kullanılan binanın dış cepheleriyle iç cephelerinin ikinci kat hizasına kadar olan kısımları kesme taş kaplamadır. Ön cepheden dışarıya taşkın yapılan taçkapının köşeleri sonuna kadar yükselen kaval silmelerle yuvarlatılmış, hemen yanından geçen ve bugün detayı pek belli olmayan geometrik motifli bir süsleme kuşağı ile çevrelenmiştir. Bu süsleme kuşağının kapının cephesindeki son taş sırasını teşkil etmesi ve duvarların üstü ile aynı hizada olması, taçkapının aslında Selçuklu örneklerindeki gibi binadan yukarı doğru taşkın yapıldığını ve kaval silmenin bu kesimde de bulunması ve muhtemelen onun üstünde de bir saçak sisteminin yer alması gerektiğini düşündürmektedir. Sivri kemerli olan taçkapı nişi mukarnaslarla zenginleştirilmeyerek sade bırakılmıştır. Kemerin hemen altına, yine sivri kemerli bir çerçeveye alınmış olan beş satırlı Arapça inşa kitâbesi, üstüne ise nişi kuşatan yarım kaval kesitli dörtköşe çerçevenin köşe boşluklarına gelecek şekilde iki uzun dikdörtgen dinî ibare kitâbesi yerleştirilmiştir. Kitâbeler çok tahribat görmüş olup üzerlerine yakın dönemlerde sürüldüğü anlaşılan siyah boyanın yardımıyla kısmen okunabilmektedir. Nişin köşelerine sütunçeler, yanlarına da küçük kapı nişleri oyulmuş, üstlerine ise antik yapılardan devşirilen silmeler konulmuştur. Basık kemerli ve genişliği 1,80 m., yüksekliği 2,20 m. olan, ancak zemini toprakla dolduğu için eskiden yüksekliğinin daha fazla olduğu anlaşılan kapıdan beşik tonozlu giriş eyvanına, buradan da yanlarındaki uzun dikdörtgen odalara girilmektedir. Dış cepheye birer pencere ile açıldığı görülen odaların üstünde aynı planda birer oda bulunmakta ve hatıl yerlerinden bu odaların ahşap döşemeli olduğu anlaşılmaktadır. Aşağıdaki odalardan birer merdivenle ikinci kata çıkılmaktadır. 10,45 × 10,60 m. boyutlarındaki dikdörtgen avlunun iki yanlarında, zemin döküntü toprakla yükseldiği için olduğundan da kısa görünen üçer sütunlu ve dörder sivri kemerli basık revaklar yer almaktadır. Sütunlar gibi çeşitli bitkisel motiflerle bezeli sütun başlıkları da Bizans harabelerinden devşirilmiştir. Revakların üstü, duvarla olan açıklığın azlığından dolayı yalnız düz iri blok taşlarla kapatılmış, tonoz veya kubbeye gerek duyulmamıştır. Üçü sağda, üçü solda bulunan beşik tonozlarla örtülü molla odaları dışarıya ufak mazgallarla açılmakta, yalnız sol taraftaki orta odada bir pencere görülmektedir. Boyutları aşağı yukarı birbirine eşit olan düzgün görünüşlü odaların hepsinin giriş kapılarındaki basık kemerler blok tek taştan oyulmuş, üstlerine de muntazam taş söveli daha küçük birer sivri kemerli pencere oturtulmuştur. Medresenin iki kat boyunca yükselen ana eyvanı, dar olan giriş eyvanından görünüş itibariyle hemen ayrılmakta ve azametiyle dikkat çekmektedir. Ana eyvanın cephesi giriş eyvanında da olduğu gibi tamamen, içi ise ikinci kat seviyesine yerleştirilen ve taçkapıdakiler gibi antik yapılardan devşirilmiş olan bir silmeye kadar kesme taş kaplamadır. Eyvanın güney duvarında bir mihrap, onun karşısında bir niş ve orta eksen üzerinde de dışarıya bakan bir pencere vardır. Medresenin yazlık dershane ve mescidi durumundaki bu mekânın sağ ve solunda revaklardan girilen kareye yakın iki oda yer almakta, ahşap hatıl yerlerinden bunların da üstünde girişin sağ ve solunda olduğu gibi aynı planda birer oda bulunduğu anlaşılmaktadır. Boyutları diğerlerinden daha büyük olan ve doğu cephesinden birer pencere ile dışarıya açılan bu odalar medresenin kışlık dershaneleridir. Girişin sağ ve solundaki odaların içinden merdivenle çıkılan ikinci katın duvarları moloz taşlardan yapılmış ve halen dökük olan sıvayla kaplanmıştır. Birbiriyle bağlantısı bulunmayan her iki kanatta da odaların açıldığı koridorun nasıl bir örtü sistemine sahip olduğu belli değildir; ancak bunun ahşap direklere oturan meyilli çatı olması muhtemel görünmektedir. Alt kattakilerin tam üstüne rastlayan ikinci kattaki odaların kapıları düz ahşap hatıllıdır ve üst kısımlarında da birer küçük dikdörtgen pencere bulunmaktadır. Yanlardaki üçer oda aşağıdakiler gibi beşik tonoz örtülüdür; ana eyvanın sağında ve solunda yer alan büyük odaların ise döşemeleri gibi örtüleri de yıkılmış vaziyettedir. Üst kattaki odaların dış cephelerine pencere açılmamış, küçük mazgal aralıklarıyla yetinilmiştir. Alt kata göre daha sade olduğu göze çarpan ikinci katın tek süslü yeri, merdivenlerden çıkınca revaklara açılan girişlerle köşelerdeki büyük odaların kapılarının üstüne konulan devşirme taş hatıllardır.), Tarihi Çaybaşı Hamamı (Hüseyin Ağa Hamamı) 13.yy.(Antalya İli, Korkuteli ilçesi, Çaybaşı Mahallesindedir. Herhangi bir yazılı tarih kaydı yoktur. Ama mimari açıdan 16.yy ve 17.yy tarihlendirilmektedir. Tamamı dikdörtgen plandaki hamamın beden duvarları kot yükselmesi yüzünden toprak altında kalmıştır. Sonraki zamanlarda Hüseyin Ağa isimli biri tarafından onarıldığı için Hüseyin Ağa Hamamı olarak da isimlendirilmektedir. Soyunmalık bölümü yıkılmış durumdadır. Dikdörtgen olan ılıklık kısmı üç bölümlüdür ve tamamı beşik tonoz ile örtülüdür. Sivri kemerler ile birbirinden ayrılmış ve kemer üzengileri malakari alçı kabartmalar ile şekillendirilmiştir. Orta bölümdeki dar bir kapı ile sıcaklığa geçilmekte, ortada kubbeli ana bölüm ve doğu batı kuzey yönleri de orta bölüme açılan üç adet beşik tonozlu eyvan bulunmaktadır. Kuzey eyvanının iki yanında da kubbeli köşe hücreleri bulunmaktadır. Sıcaklığın arakasında da külhan yer almaktadır. Kubbelerde çok miktarda yıldız şeklinde gözler bulunmaktadır.), Korkuteli Külliyesi, Sıyırdım Deresi, Seyir Parkı, Alaeddin Keykubat Cami 13.yy, (Yapının tarihine ait bir bilgi kaynağı olmasa da Alaaddin Camii, yaklaşık 800 yıllık tarihi geçmişe sahip Selçuklu dönemi yapısıdır. Cami, Anadolu Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubat (1219-1237) döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Ayrıca minarede bulunan kitabeden minarenin H. 979/ M. 1571 tarihinde Murat Paşa tarafından yapıldığı bilinmektedir. Yaygın kanı caminin 14. yy yapılmış olduğu ve İlhanlı etkilerinin fazlaca bulunduğudur. Büyük bir dikdörtgen olan caminin tipik ahşap örtülü bir eser olduğu düşünülmektedir. Bu gün orijinal mihrap duvarına eklenerek yapılmış daha küçük bir camidir. İlk duvarlar sanki bu küçük caminin avlu duvarları gibidir. Bu küçük cami, yarı ahşap ve kiremitli çatı ile örtülüdür. Cami genelinde malzeme ahşap, moloz taş, spoli malzeme, kesme taştır. Orijinal üst örtünün göçmesi sonucunda zemin yükselmiştir. Orijinal kuzey ve batı cephelerde kesme blok taş kullanılmıştır. Gösterişli olan ana portalde kullanılan köfeki taşı zamanla yıpranmış; süslemeler belirsizleşmiştir. Moğol ve Selçuklu izleri taşıyan kapı, zemin kotunun altında kalmıştır. Minare, kuzey batı köşede kare kaidesi kesme taştandır. Sekizgen pabuç bölümü ve silindirik tuğla örgülü gövdeye geçilir. Gayet zengin bir görünüşe sahip olan şerefe altı kirpileri çini vazolarla süslenmiştir. Petekte bulunan üç sıra halindeki çini tabaklar diğer bir ayrıntıdır. Konik bir külah ile örtülü durumdadır. Kaide de yer alan dikdörtgen çerçeve içerisinde kitabe bulunmaktadır. Caminin en dikkat çekici özelliği Selçuklu dönemi stilinde yapılan "taç kapı"sıdır. Ancak 2019 yılında yapılan restorasyon sırasında tarihi kapının sanat şaheseri olarak nitelendirilen bezeme ve motiflerinden pek çoğu yok olmuştur. Süsleme bakımından oldukça karmaşık durum arz eden camii, mimari ve süsleme özellikleri açısından araştırmalara konu olmaktadır. Eserin 2005 yılında bahçesi bilgi amacı ile kazılmış birkaç sikke, mezar taşı ve mimari parçalar bulunmuştur. Yapı 18.12.1990 tarihinde tescil edilmiş ve I. Grup koruma altına alınmıştır. KİTABESİ: "Bena Hazihil minaratışşerif Murat Paşa, Evaili reiulahar sene (979) 1571"), [ ]{.underline}Korkuteli Barajı, Korkuteli Yaylası, Büyükköy Yaylası, Gömbe Yaylası, Gözlem Tepesi, Varsak Yaylası (Taşkesiği), Küçükköy Yaylası, Küçükköy Yaylası Kayak Tesisi (Dereköy-Söğüt), Küçükköy Dikenli Göleti, Tekneli Deresi, Termessos Antik Kenti (Termessos (Grekçe: Τερμησσός, romanize: *Termēssós*)ya da Termessos Major (Τερμησσός ἡ μείζων), Türkiye'nin en iyi korunmuş antik şehirlerindendir. Antalya'nın 30 kilometre kuzeybatısında, Korkuteli yolu üzerinde yer alır. Deniz seviyesinden ortalama 1.150 metre yükseklikte, Güllük Dağı'nın güneybatısında doğal bir platform üzerine kurulmuştur. Birçok vahşi bitkinin arasında saklanmış ve sık çam ormanlarıyla sınırlanmıştır. Termessos'un, huzur veren ve el değmemiş görünümüyle diğer antik şehirlerden daha farklı ve etkileyici bir havası vardır. Doğal ve tarihi zenginliklerinden ötürü, şehir kendi adını taşıyan millî park kapsamına alınmıştır. Termessos ismindeki çift "s", şehrin Anadolu insanları tarafında kurulduğuna dair dilbilimsel bir kanıt sağlar. Strabon'a göre, Pisidia halkı olan Termessos sakinleri kendilerini Solymi olarak çağırırlardı. Yaşadıkları dağa da verilen bu isim, sonraki yıllarda Zeus'la özdeşleştirilen ve burada da Zeus Solymeus kültünün yükselmesine sebep olan Anadolu tanrılarından Solymos'tan gelmektedir. Termessos sikkelerinde genelde bu tanrı vardır ve sikkelere adını verilmiştir. Termessos'ta 2025 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında ilk kez resmi kazılar başladı. Kentin efsanevi kurucusu Bellerophontes'tir. Termessos'un tarihi hakkında bilinenler esas olarak Büyük İskender'in MÖ 333'te şehri kuşattığı zaman başlar. Şehri bir kartal yuvasına benzeten İskender, nadir başarısızlıklarından birini burada yaşadı ve şehri fethedemedi. Bu olayı ele alan ve Termessos'un stratejik önemini kaydeden antik tarihçilerden biri olan Arrian, şehri çevreleyen aşılmaz doğal engeller nedeniyle küçük bir gücün bile onu kolayca savunabileceğini belirtir. Arrian, şehrin Frigya iç bölgesi ile Pamfilya ovaları arasındaki dağ geçidindeki konumunu tarif eder. İskender, Pamfilya'dan Frigya'ya gitmek istiyordu ve Arrian'a göre yol Termessos'tan geçiyordu. Çok daha alçak ve erişimi daha kolay başka geçitler olmasına rağmen, İskender'in neden dik Yenice geçidini tırmanmayı seçtiği hala tartışma konusudur. Hatta Perge'deki idarecilerin İskender'i yanlış yola gönderdiği söylenir. İskender, Termessoslular tarafından kapatılan geçitten zorla geçmeye çalışarak çok zaman ve çaba harcadı ve bu yüzden öfkeyle Termessos'a yöneldi ve şehri kuşattı. Muhtemelen şehri ele geçiremeyeceğini bildiği için İskender bir saldırı girişiminde bulunmadı, bunun yerine kuzeye doğru yürüdü ve öfkesini Sagalassos üzerinde çıkardı. Strabon'a göre, Termessos sakinleri kendilerine Pisidia halkı olan Solymi adını veriyorlardı. Hem adları hem de dağın adı, daha sonra Zeus ile özdeşleşen ve orada Zeus Solymeus kültünün ortaya çıkmasına neden olan bir Anadolu tanrısı olan Solymeus'tan geliyordu. Termessos sikkeleri genellikle bu tanrıyı tasvir eder ve adını verir. Tarihçi Diodorus, Termessos tarihine ait başka bir olayı tüm detaylarıyla kaydetmiştir. MÖ 319'da İskender'in ölümünden sonra generallerinden biri olan Antigonos Monophtalmos, kendisini Küçük Asya'nın efendisi ilan etti ve destek üssü Pisidia olan rakibi Alcetas ile savaşmak için yola çıktı. Kuvvetleri yaklaşık 40.000 piyade, 7.000 süvari ve çok sayıda filden oluşuyordu. Bu üstün kuvvetleri yenemeyen Alcetas ve arkadaşları Termessos'a sığındılar. Termessoslular Alcetas'a yardım edeceklerine dair söz verdiler. Bu sırada Antigonos geldi ve rakibinin teslimini istemek için şehrin önüne ordugah kurdu. Şehirlerinin bir Makedonyalı yabancı uğruna felakete sürüklenmesini istemeyen şehrin ileri gelenleri, Alcetas'ı Antigonos'a teslim etmeye karar verdiler. Ancak Termessos'un gençleri sözlerini tutmak istediler ve bu plana uymayı reddettiler. İleri gelenler, Alcetas'ı teslim etme niyetlerini bildirmek için Antigonos'a bir elçi gönderdiler. Çatışmaya devam etmek için gizli bir plan doğrultusunda, Termessos gençleri şehirden ayrılmayı başardılar. Yakalanmasının an meselesi olduğunu öğrenen ve düşmanına teslim edilmektense ölmeyi tercih eden Alcetas intihar etti. İleri gelenler cesedini Antigonos'a teslim ettiler. Antigonos, cesede üç gün boyunca her türlü kötü muameleyi yaptıktan sonra Pisidia'dan ayrıldı ve cesedi gömülmeden bıraktı. Yaşananlardan büyük öfke duyan gençler, Alcetas'ın cesedini geri aldılar, onu törenlerle gömdüler ve anısına güzel bir anıt diktiler. Termessos'un toprakları güneydoğu yönünde Attaleia (Antalya) Körfezi'ne kadar uzanıyordu. Şehrin denize bu bağlantısı olduğu için Ptolemaioslar tarafından ele geçirildi. Likya şehri Araxa'da bulunan bir yazıt, Termessos hakkında önemli bilgiler vermektedir. Bu yazıta göre, MÖ 2. yüzyılda Termessos, bilinmeyen nedenlerle Likya şehirleri birliği ile savaş halindeydi ve yine MÖ 189'da Pisidyalı komşusu Isinda ile savaşıyordu. Aynı dönemde, Termessos Minor kolonisi güney-güneybatıda 85 km mesafede (Oinoanda) kuruldu. Termessos, eski düşmanı Selge ile daha iyi savaşabilmek için Bergama kralı II. Attalos ile dostane ilişkiler kurdu. II. Attalos bu dostluğu Termessos'ta iki katlı bir stoa (üstü örtülü sütunlu galeri) inşa ederek anmıştır. Termessos, Roma Cumhuriyeti'nin bir müttefiki ve destekçisiydi ve bu nedenle MÖ 71'de Roma Senatosu) tarafından bağımsızlık statüsü verildi; bu yasaya göre özgürlüğü ve hakları garanti altına alındı. Bu bağımsızlık, Galatya kralı Amyntas (hükümdarlığı MÖ 36-25) ile yapılan bir ittifak dışında uzun süre kesintisiz olarak sürdürüldü. Bu bağımsızlık, "Özerk" unvanını taşıyan Termessos sikkeleriyle de belgelenmektedir. İmparatorluk döneminde Termessos, Roma'nın Likya ve Pamfilya eyaletinin (Latince: *Lycia et Pamphylia*; Koinē Grekçe: Λυκία καὶ Παμφυλία, romanize: Lykía kaì Pamphylia) bir parçası oldu. MS ikinci ve üçüncü yüzyılların başında, gelişen bir taşra şehri haline gelmişti. Termessos'un sonu, su kemerinin bir depremde yıkılması ve şehre su tedarikinin kesilmesiyle geldi. Şehir (yılı bilinmiyor) terk edildi, bu da günümüzdeki olağanüstü korunma durumunu açıklamaya yardımcı oluyor. Ana yoldan, şehre doğru dik bir yol çıkar. Bu yoldan, Termessosluların "Kral Caddesi" olarak adlandırdığı antik yolun kıvrıldığı ünlü Yenice geçidi ile Helenistik dönem sur duvarları, sarnıçlar ve diğer birçok kalıntı görülebilir. MS 2. yüzyılda Termessos halkının katkılarıyla inşa edilen Kral Caddesi, yukarıdaki şehir surlarından geçer ve dümdüz şehir merkezine kadar uzanır. Şehir kapısının doğusundaki surlarda, zarla fal bakma ile ilgili son derece ilginç yazıtlar bulunmaktadır. Roma İmparatorluğu tarihi boyunca, bu tür inançlar -büyücülük, sihir ve batıl inançlar- yaygındı. Termessoslular muhtemelen falcılığa çok ilgiliydi. Bu tür yazıtlar genellikle dört ila beş satır uzunluğundadır ve zarlarla atılacak sayıları, kehanet için istenen tanrının adını ve o tanrının öğütlerinde verilen tahminin niteliğini içerir. Termessos şehrinin, başlıca resmi binalarının bulunduğu kısmı, iç surların biraz ötesindeki düz bir alanda yer almaktadır. Bu yapıların en dikkat çekici olanı, çok özel mimari özelliklere sahip olan agoradır. Bu açık hava pazar yerinin zemin katı taş bloklar üzerine yükseltilmiştir ve kuzeybatısında beş büyük sarnıç oyulmuştur. Agora üç taraftan stoalarla çevrilidir. Kuzeybatıdaki iki katlı stoada bulunan yazıta göre, bu stoa, dostluğunun bir kanıtı olarak Bergama kralı II. Attalos (MÖ 159-138 hükümdarlığı) tarafından Termessos'a hediye edilmiştir. Kuzeydoğu stoasına gelince, muhtemelen Attalos stoasının taklidi olarak Osbaras adında zengin bir Termessoslu tarafından inşa edilmiştir. Agoranın kuzeydoğusunda bulunan kalıntılar muhtemelen gymnasiuma) aittir, ancak tüm ağaçların arasında bunları ayırt etmek zordur. İki katlı bina, tonozlu odalarla çevrili bir iç avludan oluşuyordu. Dış cephe, nişler ve Dor düzenine ait diğer süslemelerle dekore edilmiştir. Bu yapı MS 1. yüzyıldan kalmadır. Agoranın hemen doğusunda tiyatro yer alır. Pamfilya ovasına bakan bir manzaraya hakim olan bu yapı, şüphesiz tüm Termessos ovasındaki en göz alıcı yapıdır. Helenistik dönem tiyatro planını koruyan Roma tiyatrosunun) özelliklerini en net şekilde sergiler. Helenistik *cavea* veya yarım daire şeklindeki oturma alanı, bir *diazoma* ile ikiye bölünmüştür. Diazomanın üzerinde sekiz sıra oturma yeri yükselir, altında ise on altı sıra bulunur ve bu da yaklaşık 4-5.000 seyirci kapasitesine olanak tanır. Büyük kemerli bir giriş yolu, caveayı agora ile birbirine bağlar. Güney *parados*u Roma döneminde tonozlu olup, kuzeydeki orijinal açık hava halini korumuştur. Sahne binası, MS 2. yüzyıla özgü özellikler sergiler. Arkasında uzun dar bir oda vardır. Bu, zengin bir şekilde süslenmiş cephe veya *scaenae frons*u delen beş kapı ile oyunun gerçekleştiği podyum ile bağlantılıdır. Sahnenin altında, vahşi hayvanların orkestraya dövüş için götürülmeden önce tutulduğu beş küçük oda bulunur. Diğer klasik şehirlerde olduğu gibi, tiyatrodan yaklaşık 100 metre uzaklıkta bir odeon) bulunur. Küçük bir tiyatroya benzeyen bu yapı, MÖ 1. yüzyıla tarihlenmektedir. Çatı seviyesine kadar iyi korunmuştur ve en iyi kalitede kesme taş işçiliğini sergiler. Üst kat Dor düzeninde süslenmiştir ve kare kesilmiş taş bloklarla sıralanmıştır, alt kat ise süslenmemiş ve iki kapı ile delinmiştir. Yapının başlangıçta doğu ve batı duvarlarındaki on bir büyük pencereden ışık aldığı için çatılı olduğu kesindir. 25 metreyi kapsayan bu çatının nasıl barındırıldığı henüz belirlenmemiştir. İç kısım şu anda toprak ve molozla dolu olduğundan, binanın oturma düzenini veya kapasitesini ölçmek mümkün değildir. Oturma kapasitesi muhtemelen 600-700'den fazla değildi. Molozların arasında renkli mermer parçaları ortaya çıkarılmıştır ve bu da iç duvarların mozaiklerle dekore edilmiş olabileceği ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Bu zarif binanın *bouleuterion* veya konsey odası olarak hizmet etmiş olması da mümkündür. Termessos'ta farklı boyut ve türlerde altı tapınak tespit edilmiştir. Dördü, kutsal bir alan olması gereken odeonun) yakınındadır. İlki, doğrudan odeonun arkasında bulunur ve ince işçilikle inşa edilmiştir. Şehrin baş tanrısı Zeus Solymeus'un tapınağı olduğu öne sürülmüştür. Beş metre yüksekliğindeki *cella* duvarları dışında, bu tapınaktan çok az şey kalmıştır. İkincisi, odeonun güneybatı köşesinin yakınında bulunur. 5,50 × 5,50 metre boyutlarında bir *cella*ya sahiptir ve *prostylos* tipindedir. Hala tamam olan girişinde bulunan bir yazıta göre, bu tapınak Artemis'e adanmıştır ve hem bina hem de içindeki kült heykeli, Aurelia Armasta adlı bir kadın ve kocası tarafından kendi paralarıyla yaptırılmıştır. Bu girişin diğer tarafında, bu kadının amcasının bir heykeli yazıtlı bir kaide üzerinde durmaktadır. Tapınak, üslup açısından MS 2. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir. Artemis tapınağının doğusunda, bir tarafında altı veya on bir sütun bulunan bir *peripteral* Dor tapınağının kalıntıları vardır; Termessos'taki en büyük tapınak olmalıdır. Kalan kabartmalar ve yazıtlar, onun Artemis'e adandığını göstermektedir. Daha doğuda, kayaya oyulmuş bir teras üzerinde daha küçük bir tapınağın kalıntıları bulunmaktadır. Tapınak yüksek bir podyum üzerinde yükseliyordu, ancak hangi tanrıya adandığı şu anda bilinmemektedir. Klasik tapınak mimarisinin genel kurallarına aykırı olarak, girişi sağ tarafta yer alır ve bu da onun bir yarı tanrıya veya kahramana ait olabileceğini gösterir. MS 3. yüzyılın başlarına tarihlenebilir. Diğer iki tapınağa gelince, bunlar Attalos stoasının yakınında bulunur, Korint düzenine aittir ve *prostylos* tipindedir. Henüz bilinmeyen tanrılara adanmış olan bu tapınaklar da MS 2. veya 3. yüzyıla tarihlenmektedir. Bu geniş merkezi alanda bulunan tüm resmi ve kült yapılar arasında en ilginç olanlardan biri, tipik bir Roma dönemi evi biçimindedir. Altı metre yüksekliğe ulaşan batı duvarı boyunca, Dor düzenindeki kapı girişinin üzerinde bir yazıt görülebilir. Bu yazıtta, evin sahibi şehrin kurucusu olarak övülmektedir. Kuşkusuz bu ev, Termessos'un gerçek kurucusunun evi değildi. Belki de sahibine şehre verdiği olağanüstü hizmet karşılığında verilen küçük bir hediyeydi. Bu tür evler genellikle soylulara ve zenginlere aitti. Ana giriş, ikinci bir girişten merkezi bir avluya veya atriyuma açılan bir salona açılır. Yağmur suyunu toplamak için tasarlanmış bir *impluvium* veya havuz avlunun ortasında yer alır. Atriyum, bu tür evlerin günlük aktivitelerinde önemli bir yere sahipti ve aynı zamanda misafirler için bir kabul odası olarak da kullanılıyordu. Bu nedenle genellikle gösterişli bir şekilde dekore edilmişti. Evin diğer odaları atriyumun etrafında düzenlenmişti. Geniş, dükkanlarla çevrili revaklara sahip bir cadde, şehirde kuzey-güney yönünde uzanıyordu. Revakların sütunları arasındaki boşluk genellikle başarılı atletlerin, çoğu güreşçi olan heykelleriyle doluydu. Bu heykellerin yazıtlı kaideleri hala yerinde duruyor ve onları okuyarak bu caddenin antik ihtişamını yeniden canlandırabiliriz. Şehrin güney, batı ve kuzeyinde, çoğunlukla şehir surları içinde, kaya oyma mezarlar içeren büyük mezarlıklar bulunmaktadır; bunlardan birinin bizzat Alcetas'a ait olduğu varsayılmaktadır. Ne yazık ki mezar, define avcıları tarafından yağmalanmıştır. Mezarın kendisinde, *kline*'nin (sedir) arkasındaki sütunlar arasında bir tür kafes işi oyulmuştur; üst kısımda muhtemelen süs bir friz vardı. Mezarın sol kısmı, MÖ 4. yüzyıla tarihlenen atlı bir savaşçı tasviriyle dekore edilmiştir. Termessos gençliğinin General Alcetas'ın ölümünden çok etkilendiği ve onun için muhteşem bir mezar inşa ettiği bilinmektedir ve tarihçi Diodoros, Alcetas'ın Antigonos ile at sırtında savaştığını kaydeder. Bu tesadüfler, buranın gerçekten Alcetas'ın mezarı olduğunu ve kabartmada tasvir edilenin de kendisi olduğunu düşündürmektedir. Şehrin güneybatısında, yüzyıllardır sık ağaçlıklar arasında saklı kalmış lahitler, insanı bir anda tarihin derinliklerine, törenlere götürür. Ölüler, bu lahitlere giysileri, mücevherleri ve diğer zengin eşyalarıyla birlikte yerleştirilirdi. Yoksulların cesetleri basit taş, kil veya ahşap lahitlere gömülürdü. MS 2. ve 3. yüzyıllara tarihlenen bu lahitler genellikle yüksek bir kaide üzerinde durmaktadır. Öte yandan, zenginlerin aile mezarlarında, lahitler, ölen kişinin soyuyla birlikte veya yanına gömülmesine izin verilenlerin adlarıyla birlikte, ölen kişinin şeklinde inşa edilmiş zengin bir şekilde süslenmiş bir yapının içine yerleştirilirdi. Böylece kullanım hakkı resmen garanti altına alınırdı. Bu şekilde belirli bir mezarın tarihi tespit edilebilir. Buna ek olarak, lahitlerin açılmasını engellemek ve mezar soyguncularını korkutmak için tanrıların öfkesine başvuran yazıtlar bulunur. Yazıtlar ayrıca bu kurallara uymayanlara verilen cezaları da belirtir. 300 ile 100.000 *denarii* arasında değişen ve genellikle Zeus Solymeus adına şehir hazinesine ödenen bu cezalar, yasal kararların yerini almıştır), İsinda (İsinda (Grekçe: Ἴσινδα), antik Likya'da bir kasaba olup sit alanına ait kalıntılar günümüzde Antalya) ili Kaş ilçesine bağlı Belenli köyü yakınlarında bulunur. Şehrin kalıntıları, hemen yanındaki Belenli köyünün üzerindeki bir tepede yer almaktadır. İsinda küçük bir Likya şehridir ve etrafı surlarla çevrilidir. Kentte yer alan akropolün ortasında Lykia yazıtlı iki ev tipi mezar ilgi çekicidir. Ayrıca birçok kaya mezarı ile Roma devrine ait Lykia tipi lahitler günümüze kadar varlığını sürdürmüştür. Antik Likya kenti *İsinda*, MÖ 4. yüzyılın ilk yarısından önce iskan edilmiştir. İsinda, erken dönem tarihçileri tarafından pek anılmaz. Yazıtlardan anlaşıldığına göre, Aperlae şehrinin egemen olduğu, ancak Apollonia) ve Simena ile birlikte bir sympoliteia (Antik Yunan'da kullanılan bir tür siyasi organizasyon antlaşması) yönetiminin parçasıydı. İsinda vatandaşları, Pax Romana döneminde yakınlardaki Antiphellos şehrine göç etmiş ve bu yerleşim alanı terk edilmiştir. Harap durumdaki savunma duvarı, kalitesiz dikdörtgen kireç taşı bloklarından yapılmıştır ve sürekli onarım gördüğüne dair izler taşımaktadır. İsinda'daki surların içinde yağmur suyu toplamak için kuyular ve sarnıçlar bulunmaktadır. Sit alanının en önemli kalıntısı ise alınlığında antik Likya dilinde bir yazıt bulunan bir ev tipi mezardır. Tepenin zirvesinde, bir stoaya (üstü kapalı yürüyüş yolu) çıkan merdivenler ve ana binadan dışa doğru uzanan kanatlar dahil olmak üzere çeşitli yapılar bulunmaktadır. Mezarlar arasında, Likya dilinde yazıtlar içeren üç kaya mezarı ve kabartmalarla oyulmuş bir sütun mezar bulunmaktadır. Köye doğru olan yamaçta ise Gotik tarzda yazıtlı lahitler yer almaktadır-Tatköy), Pozan Gölü, Çakmak Yaylası (Emek), Ovacık Yaylası (Büyükalan), Karaman Beli-1290m, Karabayır Barajı, (Ulucak), Saksağanlı Beli-1550m(Göçerler), Çığlık Yaylası (Kızılcadağ), Karaman Beli 1290m., Bahçeyaka Barajı, Sülekler Göleti, İnceğiz Mağarası (Mağara, erken Hristiyanlık döneminde bir yerleşim alanı ve ibadet yeri olarak kullanılmıştır. Mağaranın içindeki freskler ve oymalar, tarihe ilgi duyanların mutlaka görmesi gereken detaylar arasındadır. İnceğiz Mağarası'na yapılan bir gezi, bölgenin tarihi ve dini geçmişini keşfetme imkanı sunar), Avdan Köyü (Osmanlı döneminden kalma evleri ve dar sokaklarıyla ziyaretçilere geçmişin izlerini sunan şirin bir köydür. Köyün sokaklarında yürüyüş yaparken taş evlerin mimarisine hayran kalacak, köyün sakin ve huzurlu atmosferinde keyifli zaman geçireceksiniz. Ayrıca, köyde yerel halkın ürettiği organik ürünleri satın alabilir ve köyün geleneksel lezzetleri denenebilir), Saksağanlı Beli 1550 m., Çığlık Yaylası, Beydağları-Yazır Yaylası (Yazır), Beydağları Yaylası (İmecik), Yelten Mahallesi Fındıklı Piknik ve Mesire Alanı (Yelten), Yelten Göleti, Yeşilyayla İnnice Piknik Alanı (Yeşilyayla), Yeşilyayla SeyirTerası, Yeşilyayla Göleti, Söbüce Yaylası (Taşkesiği)
Kumluca Kentpark Halk Plajı, Beykonak Sahili, Beykent Halk Plajı, Mavi Kent Tabiat Parkı, Hacı Beach, Mavi Kent Beach, Kargılı Dere Ağzı, Papaz İskelesi, Hurmalık Koyu, Kumluca Karaöz Özel Bölge, Karaöz Hurmalık, Sazak Koyu, Korsan Koyu (Mavikent), Antik Liman Kenti (Mavikent), Bekir Koyu, Mavikent Panorama, Gelidonya Uğur Çiçek Ağaç Anıtı Yürüyüş Alanı, Dalgıç Koyu, Gelidonya Kayalık Yürüyüş Alanı (Mavikent), Gelidonya Feneri Patika Yolu, Gelidonya Feneri 1936 (Karaöz, Adrasan ve Kumluca arasında bulunan Gelidonya Feneri, Adrasan'ın merkezine ve Karaöz'e 8 km mesafede yer alıyor. 1934 yılında Fransızlar tarafından inşa edildiği tahmin edilen Gelidonya Feneri'nin açılış tarihi ise 1936. Akdeniz'in kılavuz fenerlerinden biri olan Gelidonya Deniz Feneri, Antalya'nın Kumluca ilçesindeki Taşlık Burnu'nda yer almaktadır. Türkiye kıyılarının en yüksek feneri olup 227 metre yüksekliktedir ve denizden 3 kilometre içeride yer almaktadır. Taşlıkburnu Feneri olarak da bilinir. Likya Yolu güzergahı üzerinde kalan Gelidonya Feneri, sivri kayalıklar üzerinde inşa edilmiştir. Ulaşımı oldukça zor ve yorucudur. Likya Yolu'nun bu bölümünde (Pafta:22) Karaöz yerleşiminden güneye doğru yönelen patika, toprak yol üzerinde yarımadanın uç kısmına kadar devam ettikten sonra sola doğru işaret ile ayrılır ve orman içerisinde yükselerek Gelidonya Burnu (Taşlık Burnu) ile Gelidonya Feneri'ni gören bir yamaca ulaşır. Bulunduğu tepenin sırtını takip ederek bir miktar daha yükselen patika, daha sonra orman içerisinde inişe geçer ve güzel bir deniz manzarası ile kıyıya paralel olarak Adrasan'a doğru devam eder. Korsan Koyu'nda bulunan Melanippe Antik Kenti de Likya Yolu'nun bu bölümünde yer alır. Likya Yolu'nun bu muhteşem parkurunda dağ ve doğa yürüyüşü yapanların uğramadan gitmediği Gelidonya Feneri'nde kamp yapmak da mümkündür. Yürüyüşçülerin çadır kurabildikleri bu muhteşem manzara, doğa fotoğrafçılığı için de oldukça caziptir. Adrasan, Kumluca gibi tatil köylerine gelenlerin kullandıkları güzergâhta, uzaktan bile tüm heybeti ile görünen fener, Likya Yolu'nda düzenlenen koşu maratonu gibi etkinliklerde de uğrak noktasıdır. Doğanın yalnızlığında ve çam ağaçları arasında Akdeniz güneşiyle yıkanan Gelidonya Feneri, Beydağları Sahil Milli Parkı sınırları içindedir ve ulusal miras olarak Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğünce koruma altına alınmıştır.), Beydağları Sahil Parkı(Mavikent), Yalçınkaya Plajı, Suluada ((Antalya'nın saklı cennetlerinden biri olan Suluada, son yıllarda özellikle sosyal medyada sıkça karşımıza çıkan "Türkiye'nin Maldivleri" unvanını fazlasıyla hak ediyor. Beyaz kumları, turkuaz renkli denizi ve el değmemiş doğasıyla tatil rotanıza mutlaka eklemeniz gereken bir destinasyon. Adrasan dahilinde her sabah saat 09.30-10.30 arasında günlük Suluada tekne turları başlar. Yolculuk süresi 30-45 dk. Sürer. Turlar genellikle sabah başlar ve akşamüstü 17.00-18.00 gibi sona erer. Sulaada'ya ulaşmanın tek yolu teknedir. Kara yolu yoktur. Bu da adayı daha özel ve bakir kılıyor.), Suluada Plajı, Suluada Kumsal, Mavi Mağara(Suluada), Hacıvat Koyu, Adrasan Küçük Fener Koyu, Deve Çiftliği Mevkii Kamp Alanı, Kerem Koyu, Balıkçı Koyu, Adrason Koyu, Adrasan Sahili, Mavi Plaj, Nimbus Koyu, Akseki Koyu(Adrasan), Cennet Koyu, Mağaralı Havuzlu Koy(Adrasan), Taşlı Koy, Yarasalı Mağarası, Çoban Limanı, Son Çare Kamping, Korsan Koyu(Adrasan), Sazak Koyu, Akvaryum Koyu(Adrasan), Porto Ceneviz Koyu, Likya Vadisi, Adrasan Kalesi, Çayır Mevkii, Tahtalı Dağı, Tahtalı Dağı Eteklerinde, Sarıkaya Ulusal Parkı, İdebessos Antik Kenti, Dibek Milli Parkı(Kuzca Köyü), Ambar Katran Anıt Ağacı, Kitanaura Antik Kenti, Sımandır Yaylası (Büyükalan), Sıralı Mevkii, Göl Mevkii, Çit Mevkii, Çubuklu Mevkii, Kırkdirek Mevkii, Cennet Köy, İncirağacı Mevkii, Ulusoy Obası, Alakır Barajı, Rhodiapolis Antik Kenti
Carretta Sahili, Küçük İskele, Kısalar Gündoğdu Plajı, Çolaklı Plajı, Side Halk Plajı, Side Jandarma Sosyal Tesisleri(Side), Çolaklı Side Halk Plajı, Kaplumbağa Köprüsü, Evrenseki Halk Plajı(Ilıca), Evrenseki Kaplumbağa Köprüsü, Kumköy Plajı, Serenis Beach, Melas Beach, Nar Plajı 1, Greek Müzesi, Gözlem Noktası, Side Antik Limanı, Antik Side iskelesi, Apollon Tapınağı, Men Tapınağı, Roma Mozağiyi, Liman Hamamı, Eski Şehir Kalıntıları, Dedehan Kültür Evi, Side Beach, Side Antik Kenti Tarihi Anıt, Devlet Agorası, Kütüphane, Roma Su Kemeri, Antik Tiyatro, Tyche Tapınağı, Dionysos Tapınağı, Ticaret Agorası, Yağhane, Side Müzesi, Side antik Hastahane, Konsol Evi, C1 Cadde ve Mağazalar, Antik Roma Su Kemeri, Antik Roma Duvarı, Şehir Kapısı, Anıtsal Çeşme (Nymphaeum), Sütunlu Sokaklar, Piskoposluk Sarayı, Büyük Plaj, Özgürhan Plaj, Çamiçi Halk Plajı (Sorgun), Manavgat Sorgun Halk Plajı, Titreyen Göl, Sorgun Halk Plajı, Kleopatra Beach, Manavgat Mendirek, Manavgat Dere Ağzı, Manavgat Küçük Şelale, Manavgat Şelalesi, Terzi Samet Şelalesi, Manavgat Barajı, Manavgat Nehri Manzarası (Oymapınar), Macera-Park Manavagat Oymapınar, Oymapınar Halk Parkı, Oymapınar Side Su Kemeri, Güzelyalı Kalesi, Yeşil Cennet Kanyonu, Karavcalar Mesire Alanı, , Ulualan Manavgat Ücretsiz Halk Plajı ve Mesire Alanı(Seydiler), Seleukeia (Lyrbe) Antik Kenti, Tilkiler Mağarası (Sevinçköy), Gümrük Han Kervansarayı (Yaylaalan), Sultan-i Yol (Yaylaalan), Hisarcık Kalesi, Etenna Antik Kenti (Sırtköy), Selge Beach, Kızılağaç Halk Plajı, Karpuzçay Ağzı, Karpuzçay Köprüsü, Taş Kesiği Mevkii, Kalelibelen Antik Kenti (Uzunkale), Tol Han Kervansarayı (Sırkköy), Murtbel Yangın Kulesi, Uzunkale Mevkii, Hacıisalı Panorama Noktası, Ahmetler Kanyonu (Köprübaşı Mevkii), Simoğlu Mağarası (Gebece), Gebece Kalesi, Kızılot Halk Plajı, Sultan Beach, Kızılağaç Plaj, Star Beach Park, Alara Köprüsü, Yalçıdibi Şelalesi, Büğrüm Köprü (Gaziler), Köprülü Kanyon Milli Parkı (Bolasan ile Beşkonak arasında, ortasından Köprü Çayı akan 14 km uzunluğunda, 100 m derinliğinde Köprülü Kanyon çevresinde yer alır. 14 km uzunluğu ile en uzun kanyonumuzdur. Park arazisinde sedir ormanları ve Kapadokya'daki peri bacalarına benzeyen taş oluşumları vardır. Köprü Çayı üzerindeki eski taş köprü günümüzde de kullanılmaktadır. Millî parkta geyik, dağ keçisi, ayı, tilki, tavşan, porsuk, kurt yaşamaktadır. Coşkun akan Köprü Çayı bol oksijenli olduğundan bol miktarda alabalık bulunur. Alanda doğal güzelliklerin yanında tarihi unsurlarda yer alır: Selge antik şehir kalıntılarından tiyatro, agora, Artemis ve Zeus tapınakları, sarnıçlar ve su kemerleri. Ayrıca Köprü Çayı üzerinde Oluk, Kocaçay'da Büğrüm köprüleri hâlen sağlam durumdadır. Selge antik kentini Pamphylia' kentlerine bağlayan taş yollar dikkat çekmektedir. Beşkonak ve Karabük köylerinde ağaç evlerde konaklama imkânı ile günübirlik ziyaretçilerin temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği özel işletmeler bulunmaktadır.), Köprüçay, Panorama Noktası, Köprülü Kanyon Manzara Seyir Noktası, Devler ve Cüceler Yaylası Vadisi(Altınkaya), Antik Anfitiyatro, Adam Kayalar/Deli Sarnıç(Ballıbucak), Deli Sarnıç/Kestanelik, Deli Sarnıç, Yer Köprü, Tazı Kanyonu Gözlem Yeri, Tazı Kanyonu, Gelin Kavağı Şelalesi, Bolasan Kalesi (Çaltepe), Gavur Evi Anıtı (Değirmenözü)
Erdal İnönü parkının yanında Antalya Restoran, Gaziantep Kutnu kumaşı şal, Antalya Mercimek Dondurması, yanık dordurmalı irmik helvası, tahinli patlıcan közlemesi, çomaç, Lorlu biber dolması, Finike Portakal Solu Muz Tatlısı, Antalya Arkeoloji Müzesi, Yemen Kahvesi Soba Müzesi, Atatürk Parkı, Yavuz Özcan Parkı, Falezler, Güzel Sanatlar Galerisi, Zincirkıran Mehmet Bey Türbesi, Murat Paşa Camii, Nigar Hatun Türbesi, Antalya Mevlevihane Müzesi (Yivli Minarenin ve Yivli Minare Camii'nin bulunduğu bölgedeki yapılar topluluğu içinde yüksekçe bir teras üzerinde inşa edilmiş olan Mevlevihâne, 13.45 x 22.32 metre ölçüsünde dikdörtgen formlu iki katlı kâgir bir yapıdır. Mevlevihane Hamamı, Zincirkıran Mehmet Bey ve Nigar Hatun Türbelerinden oluşan, yapı kompleksi içerisinde yer almaktadır. İnşa kitabesi olmayan binanın yapım tarihi kesin olarak bilinememektedir. Selçuklu döneminde saray müştemilatı içinde kullanılmış olduğu düşünülen yapının bazı kaynaklara göre Mevlevihane veya tarikat binası olarak inşa edildiği söylenmekte ise de 19.yüzyıla ait bir kaynakta "Sultan Korkud-Alâeddin Zaviyesi" için "sahibu-l hayrat ve l-hasenat" denmek suretiyle Mevlevihane'nin bânisi ve vâkıfı olarak Sultan Korkud'a atıfta bulunulmuştur. Söz konusu yapının 16.yüzyılın başlarından itibaren Osmanlı Devrinde Mevlevihane olarak fonksiyon gördüğü anlaşılmaktadır. Nitekim 17. yüzyılda Evliya Çelebi burayı gördüğünde Mevlevihane ile hamamın işler vaziyette olduğunu Seyahatnamesinde anlatır. Yapının kuzey cephesi Antalya şehrini kuşatan sur duvarlarına dayanmaktadır. Doğu cephesinde yer alan kitabede "Hüsam Zade Mehmed Bey"in "türbeyi cennet gibi yaptı" 'ğından bahsedilen dizeler vardır. Çok sayıda onarım geçirmiş olan yapı 2018 yılında tamamlanan restorasyon çalışmaları ile Mevleviliğe dair canlandırmalar, bilgi panoları ve sergilenen eserler ile Antalya Mevlevihane Müzesi olarak düzenlenmiştir. Güney cephedeki kapıdan girildiğinde ana mekânı örten kubbenin ortasında altıgen planlı yüksekçe bir aydınlık feneri, içeriye sağladığı ışıkla ferah bir ortam kazandırmaktadır. Ana mekânın kuzeydoğusunda bir, kuzeyinde iki, batısında üç adet beşik tonoz örtülü oda bulunur. Bu odaların Mevlevihânede kalan dervişler tarafından kullanıldığı düşünülmektedir. Mekânın doğusunda ise dikdörtgen planlı sivri beşik tonozla örtülü bir eyvan ortadaki kubbeli avluya açılmaktadır. Eyvanın güney cephesinde bir mihrap bulunur. Bu mekânda yer alan üç vitrinde Mevlevilik ile ilgili eserler ve Mevlevi giysileri sergilenmektedir. Kuzey duvarda "Mutrıp Musikisi İcra Heyeti" bilgilendirmesi yer almaktadır. Eyvanın kuzeyinde, eyvana ve kubbeli ana mekâna birer kapı ile bağlanan, batı duvarında bir ocak nişi yer aldığı mekânda Matbah-ı Şerif canlandırması yapılmıştır. Kuzey yönünde birer kapıyla kubbeli ana mekâna bağlanan sivri beşik tonozla örtülü iki mekândan doğu yönündekinde Şeyh Odası canlandırması yapılmakta olup, batı yönündeki mekânda Mevlevihane ile ilgili interaktif tanıtım yapılmaktadır. Ana mekâna (Semâ alanı) açılan batı yönünde bulunan iki odada bilgi panoları ile Mevleviliğin ve Hz. Mevlânâ'nın tanıtımı yapılmaktadır. Hz. Mevlânâ'nın tanıtımının yapıldığı odada Dünya Mevlevihaneleri, Mevlana'nın hayatı ve eserleri ile Mevlana'dan sonra gelen Çelebilere dair bilgiler yer alır. Ayrıca bu alandaki üç vitrinde buhurdanlar, alemler, şamdanlar, mum makasları ve Hz. Mevlana'nın eserlerinin tıpkı basımları sergilenmektedir.), Kaleiçi Panoramik Manzara Asansörü ve Seyir Terası, Antalya Kaleiçi Yat Limanı, Dokuma Müzesi, Antalya Oyuncak Müzesi, Kale Kapı, Kale Kapısı Saat Kulesi, Hadrian Kapısı 130 (Üçkapılar, 130 yılında Roma İmparatoru Hadrianus'un Antalya'yı ziyareti onuruna, kenti çevreleyen sur üzerinde inşa edilmiş anıtsal zafer takı). Her iki cephesinde dörder mermer sütunun bulunduğu üç kemerli kapı ve yanlarında bulunan iki kuleden oluşur. Kapının üst katı günümüze ulaşamamıştır. 1882'de gün yüzüne çıkarılan kapının alt katı ise 1959'da büyük bir restorasyondan geçirilerek aslına uygun hâle getirilmiştir. Zafer takı iki mimarî parçadan oluşmaktadır; kapı kısmı ve kule kısmı. Her iki kısım da önlü arkalı olacak şekilde simetriktir. Kapı kısmı oldukça süslü, desenli ve mermer gibi işlemesi zor madenlerden yapılmışken kule kısmı, surların devamı olacak şekilde taştan, basit şekilde inşa edilmiştir. Kuleler, Roma döneminde şehir surlarının bir uzantısı olarak büyük kesme taşlardan inşa edilmiştir. I. Alâeddin Keykubad döneminde mevcut kule uzunluğu kısa geldiği için batı kulesinin üzerine küçük taşlardan örme, 6 metre uzunluğunda ekleme yapılmış ve kulenin uzunluğu 15 metreye ulaşmıştır. Ekleme yapılınca, orijinal kulenin parapetleri ikişer pencereye dönüşmüştür. Bu pencerelerin altında Osmanlıca kitabe yer alır. Günümüzde Batı kulesinden itibaren 15 metre uzunluğunda sur devam ederken doğu kulesinden itibaren yaklaşık 50 metre sur devam eder. Surların geri kalanı 1937 tarihinde Kaleiçi'nin rüzgâr almadığı ve fazla sıcak olduğu gerekçesiyle Belediye Reisi Hüsnü Karakaş tarafından yıktırılmıştır. Kapı kısmı üç adet kemer) ve tonoz tavandan oluşmaktadır. Tonoz tavanlarda, ortasında papatyagilleri andıran çiçek desenleri ve meyve yaprağı motifleri olan ve çevresi kare şekilli rölyefler yer alır. 1959'daki restorasyonda sağ ve soldaki tonoz tavandaki çiçek motifleri restore edilse de, ortadaki tavan boş bırakılmış ve çiçek yerine düz yuvarlak rölyefler koyulmuştur. Kapının üstündeki izler göstermektedir ki kapıda muhtemelen en az 8 metre uzunlukta ikinci kat daha olduğu ve bu katın da üstünde Hadrian'ın ve ailesinin heykeli olduğu tahmin edilmektedir. Ancak bu kısımdan geriye yalnızca dört parça ulaşabilmiştir. Bu parçalar biri 1 metre ve kare biçiminde, diğer ikisi 2 metre ve dikdörtgen biçiminde olan toplam üç arşitrav parçası ve bir adet sarmal sütundan ibarettir. Bu dört parça korunaksız şekilde kapının hemen önündeki ufak parkta yere serilmiş vaziyettedir. Yatay duruşlarından ötürü zaman zaman bank niyetine kullanılan bu parçalardan biri, 2016 yılında kimliği bilinmeyen kişilerin gece ısınmak için yaktığı ateş sonucunda tahrip olmuş ve kararmıştır. Kapının saçaklarında her iki tarafa da 1.28 metre uzanan çiçek motifleriyle süslenmiş frizler bulunur. Her bir kemerin tam ortasında ise ve aslan başlı süslü kornişler vardır. Kapı kuzeydoğu - güneybatı yönlerine bakmaktadır. Çevredeki zemin ve asfalt yollar zamanla yükseldiği için kapı çevreden yaklaşık 1,5 metre aşağıda kalmıştır. Dolayısıyla her iki cepheden de merdivenle inilerek kapılara ulaşılmaktadır. Öte yandan bu çukur zeminde, kar ve yağmur sularının tahliyesi için bir gider veya mazgal bulunmadığı için sular bu çukurda birikmektedir. Bu durumun ise zamanla kapının zeminine ve mermerlere zarar verebileceği düşünülmektedir. Hadrian Kapısı'nın adı, şehir içi tramvay hattı olan AntRay'ın T2 hattının duraklarından birine, *Üçkapılar İstasyonu* adıyla verilmiştir. Kapı, bir süredir geceleri de ışıklandırılmaktadır. Hadrian onuruna dikilen kapıda, diğer zafer taklarında olduğu gibi bir kitabe bulunuyordu. Antik Yunan alfabesiyle yazılan ve ikinci kemerin üstünde, ortada hizalanan bu kitabede İmparatorun tam ismi olan *Caesar Traianus Hadrianus* yazılıydı. Büyük harflerle Antik Yunan alfabesiyle yazılan bu harfler altın görünümlü parlak bronzdan imâl edilmişti. İmparatorun isminden yalnızca ortadaki "ΤΡΑΙΑΝω" (*Traiano*) ifadesi günümüze ulaşmayı başarmıştır ve sonundaki Σ (S) harfi de eksiktir. Bu kelime, Hadrianus'un soyadı niteliğindeki *Traianos* kelimesini, yani amcası imparator Trajan'ın ismini yansıtmaktadır. Kitabedeki tüm harfler 19. yüzyıl boyunca Avrupalı gezginlerce kapıyı çevreleyen moloz yığınları arasından toplanmış ve çeşitli ülkelere kaçırılmıştır. Bugün ise *Triano* kısmı Oxford'da bulunan Ashmolean Müzesi'nde sergilenmektedir. Muratpaşa Belediyesi'nin 2016'da başlattığı *Uluslararası Kaleiçi Old Town Festivali'*nin merkezlerinden biri Hadrian Kapısı oldu. Hadrian Kapısı, her yıl yapılan festivalde Roma lejyonu kostümlü geçit töreni, festival korteji, dans gösterisi, doğaçlama tiyatro, İtalyan sineması başta olmak üzere sinema gösterimi, piyano dinletisi ve caz konserleri, çeşitli sirk gösterileri ve görsel sanatlar sergisi gibi pek çok etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. 2006 yılından beri yapılan Antalya Maratonu'daki parkurun geçtiği noktalardan biri de Hadrian Kapısı'dır. Maratona katılan koşucular Kapı'nın kuzeybatı yönünden geçmektedir. 2013 yılında PTT, Hadrian Kapısı'nın da aralarında olduğu çeşitli tarihî eserleri pul olarak bastırmış ve 2.7 Milyondan pulu tanıtım için yurt dışı postalarda kullanmıştır.), Sefa Hamam Antalya Kaleiçi 13.yy. (Osmanlı Şehir Arşivinde " Makbul Ağa Hamamı " olarak hizmet verdiği belirtilen şimdiki adıyla " SEFA Hamamının 1450 yılında restore edildiği; " Makbul Ağa Camii Vakfı " yıllık gelir beyanından anlaşılmaktadır. 13. YY. Selçuklu mimarisi özelliklerini taşıyan " SEFA Hamamının alt yapısında Roma Mimarisinin izleri ulunmaktadır. Hamamın Apoditeryum (Soyunmalık) bölümü 80 yıl önce modernize edilmiş; Frigitaryum (Soğukluk), Kaldaryum (Nemli Sıcaklık) ve Praefornium (Külhan) bölümleri ise Türk -- Roma Antik Dokusu hiç bozulmadan günümüze ulaşmıştır. Sıcak su haznesinin altındaki Praefornium (Külhan, Ocak) da yakılan odunların alevleri hamamın altındaki tünellerden geçerek bacalara ulaşmakta ve genel ısınmayı sağlamaktadır.), II. Attalos Heykeli, Suna&İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi, Antalya Saat Kulesi (1901 yılında, Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından II. Abdülhamit şerefine yaptırılmıştır.[^[1]^](https://tr.wikipedia.org/wiki/Antalya_Saat_Kulesi#cite_note-gAnt-1) Tepesinde 1940'li yıllara kadar mevcut bulunan kubbenin bir kopyası, 2022'deki yenileme çalışmalarında eklenmiştir. Dış sur) üzerinde bulunan kule kare gövdelidir. Dört tarafında da birer saat ve tepesinde bir çan bulunmaktadır. Yerden yüksekliği 14 metre iken, surların üzerinden yüksekliği 8 metredir. Bilecik Saat Kulesi gibi bu kulenin de saatleri elektronik saatler ile değiştirilmiştir (1974), Karatay Medresesi, Atabey Armağan Medresesi, İmaret Medrese, Yivli Minare Cami-Alaeddin Cami-Ulucami (Antalya'nın eski şehir merkezi Kaleiçi'nde bulunan tarihi bir camidir . Cumhuriyet Caddesi üzerinde, Kalekapısı Meydanı yakınında yer alan cami, şehrin en önemli simgelerinden biridir. Mavi çini işlemeleriyle süslenmiş yivli tuğla minaresi, Antalya'nın yaygın olarak tanınan bir sembolü haline gelmiştir. Yivli Minare Camii'nin kökenleri 13. yüzyılın başlarına kadar uzanmaktadır. 1226'da Selçukluların Antalya'yı fethinden sonra, 1230 civarında yıkılmış bir Bizans kilisesinin yerine bir cami inşa edildi. Bu erken dönem yapısı, Selçukluların daha önceki mimari unsurları yeni İslami binalara entegre etme yaklaşımını yansıtmaktadır. Camiye adını veren minare, muhtemelen Anadolu genelinde geniş mimari himayesiyle bilinen bir hükümdar olan Alaaddin Keykubad I'in (1220-1237) saltanatı sırasında yaptırılmıştır. Orijinal cami, 14. yüzyılda ya yıkılmış ya da bakımsız kalmıştır. 1373 yılında Hamidis hanedanının bir üyesi olan Mehmet Bey tarafından yeniden inşa edilmiştir. Yeni tasarım, eski başlıkları içeren sütunlarla desteklenen altı kubbeli bir ibadet salonunu içermektedir. Zaman içinde cami, 20. yüzyılda bir dönem Antalya Müzesi'ne ev sahipliği yapması da dahil olmak üzere çeşitli işlevler görmüştür. 1953 ve 1961 yıllarında restorasyon çalışmaları yapılmış, 2007 ve 2010 yılları arasında ise daha kapsamlı çalışmalar tamamlanmıştır. Son restorasyon sırasında, yapının altında tarihi su kanalları ortaya çıkarılmış ve bunlar artık cam zemin bölümünden görülebilmektedir. Cami dikdörtgen planlıdır ve Anadolu'daki çok kubbeli dini mimarinin erken örneklerini yansıtır. Namaz salonu, muhtemelen Roma veya Bizans dönemi binalarından yeniden kullanılan başlıklarla desteklenen, iki sıra halinde düzenlenmiş altı kubbe ile örtülüd taştan yapılmıştır ve iç mekan, erken Selçuklu estetik ilkeleriyle tutarlı olarak minimal bir dekorasyona sahiptir. Kompleksin en belirgin unsuru, kırmızı tuğladan yapılmış ve devasa kare taş bir kaideden yükselen 38 metre yüksekliğindeki minaresidir. Şaft sekiz yivli bölüme ayrılmıştır ve başlangıçta turkuaz ve koyu mavi çinilerle kaplıydı; bunların parçaları bugün hala görülebilmektedir. Yivli Minaresi, Türkiye'deki diğer yivli minarelerle, örneğin Amasya'daki Burmalı Minaresi , Tire'deki Karahasan Camii ve Afyonkarahisar'daki Gedik Ahmet Paşa Camii ile sık sık karşılaştırılır. Benzerliklere rağmen, Yivli Minaresi yüksekliği, tasarımı ve tarihi önemiyle öne çıkar. Bugün hala aktif bir ibadet yeri olarak hizmet vermekte ve Antalya'nın silüetinin belirleyici bir özelliği olmaya devam etmektedir.), İskele Camii, Roman Limanı, Kırkmerdiven, Antalya Etnoğrafya Müzesi, Şehzade Korkut Cami (Kesik Minare Cami, Türkiye'nin güneyinde, Antalya'nın Kaleiçi bölgesinde bulunan ve Kırık Minare Camii, Korkut Cami veya Cumanın Cami adları ile de bilinen camidir. Aslen MS 2. yüzyılda Roma tapınağı olarak inşa edilmiş yapı, 7. yüzyılda, Meryem Ana şerefine bir Bizans kilisesine dönüştürüldü, ancak 7. yüzyılda Arap istilaları sırasında ağır hasar gördü. 9. yüzyılda yeniden onarıldı. Kilise, Anadolu Selçuklu Devleti 13'üncü yüzyılın başlarında Antalya'yı ele geçirdiğinde camiye dönüştürüldü ve asıl minaresi eklendi. 1361'de Kıbrıs Haçlı kralı Antalya'yı Selçuklulardan aldığında, yine Şehzade Korkut'un yönetimi sırasında camiye dönüştürülmek üzere tekrar kilise oldu. Caminin ana binası, bir yangında yıkıldı ve 1800'lerden bu yana minare Kesik Minare olarak varlığını sürdürdü. 2019'daki yenileme sırasında, 123 yıldır eksik olan üst külah ve şerefeler restore edildi), Antalya Kent Müzesi Kent Belleği Merkezi, Antalya Atatürk Evi ve Müzesi (Atatürk Caddesi üzerinde bulunan Mustafa Kemal Atatürk'ün 6-11 Mart 1930 tarihleri arasındaki Antalya ziyaretinde kaldığı ve sonradan müzeye dönüştürülen iki katlı ev. Müzenin bulunduğu bu bina iki katlı yığma taş duvarlı bir yapıdır. Bir dönem valilik binası olarak kullanılan ve Atatürk'ün Antalya'ya ziyaret edeceği haberi üzerine Antalyalıların birkaç günde içini temizleyip döşeyerek, Atatürk'e hediye ettikleri yirminci yüzyılın başlarına tarihlenen Atatürk Evi, iki katlı, üzeri kiremit çatı, taş bir yapıdır. Girişinde uzun bir hol, holün sağında bir salon, bir oda, banyo ve mutfak, solonda da iki oda ve üst kata çıkan merdiveni vardır. Üst katta ise, holden ayrı olarak birisi balkonlu olmak üzere yedi odası vardır. Atatürk'ün ölümünden sonra, Antalya Atatürk Evi, Özel İdareye geçmiş, 1939'da Akşam Kız Sanat Okulu ve Kız Enstitüsü binası olarak kullanılmıştı. 1952 yılında Tarım Bakanlığına devredilen ev, son yıllara kadar Teknik Ziraat Müdürlüğünün büroları olarak kullanılmıştır. 1984 yılında ev, Kültür ve Turizm Bakanlığına devredilmiş, şehrin yeni imar planı uygulaması sırasında caddede kaldığı için yıkılmış ve yıkılan binanın aynısı Kepez Elektrik şirketi tarafından biraz geri çekilerek yeniden yaptırılmıştır. Dikdörtgen planlı, iki katlı, iki cepheli, üzeri kiremit örtülü kırma çatılı taş-tuğla duvarlı olan bina 1986 yılından beri Atatürk Evi ve Müzesi olarak hizmet vermektedir. onarılmış, Atatürk Müzesi olarak 1986 yılında ziyarete açılmıştır. Bu müzede Atatürk'ün özel eşyaları ile Atatürk pulları, para koleksiyonları ayrıca Atatürk'ün Antalya'ya geldiği dönemde yerel basının çıkarttığı gazetelerin ana sayfaları sergilenmektedir. Müze, pazartesi günleri kapalıdır. Giriş ücretsizdir.), Antalya Necropol Müzesi, Antik Necropolis, Mermerli Plajı, Hıdırlık Kulesi 2.yy. (Hıdırlık Kulesi, Antalya surlar üzerinde 2. yüzyılda yapılan silindir biçiminde bir kuledir. 2. yüzyılda yapılan kule, surların güneybatı köşesinde Karaalioğlu Parkı'nda yer almaktadır. 14 m yüksekliğinde, alt kısmı kare ve üstü silindir biçimindedir. Roma imparatoru Hadriyanus'un yaptırdığı düşünülmektedir. Alt katta küçük bir oda bulunmakta, üst katta ise oldukça kalın bir duvar kitlesinin çevresinde bir gezi alanı yer almaktadır. Buradan bir merdivenle, bir dehliz içinden üst kata çıkılmaktadır. Kule bir deniz feneri ve körfeze gelen gemileri gözetleme kulesi olarak kullanılmıştır. Alt kattaki oda duvarlarında yüzyıllarca su sızmalarından dolayı kaybolmaya yüz tutmuş fresk kalıntıları nedeniyle, bazı kaynaklarca bir kahraman mezarı olarak gösterilmektedir.), Antik Roma Hamamı (Antik Roma döneminin bu muazzam yapıları, sadece hijyen değil, sosyal etkileşim için de önemli birer merkezdi. Roma Hamamları, zamanın ruhunu yansıtan karmaşık mimarileri ile göz kamaştırıyordu. Yüzme havuzları, sıcak buhar odaları ve dinlenme alanları ile donatılan bu alanlar, şehrin günlük hayatının vazgeçilmez bir parçasıydı. İnsanların burada buluşarak sohbet etmeleri, yeni arkadaşlıklar kurmaları ve toplumsal bağları güçlendirmeleri oldukça yaygındı. Roma hamamları ayrıca, sanatsal ve kültürel etkinliklerin de sergilendiği yerlerdi. Zamanla, bu hamamlar yalnızca bedensel temizlikte değil, ruhsal ve sosyal bir yenilenme alanı olarak da önem kazandı.), Keçili Park Manzara Platformu, Mirador, Nazim Hikmet Heykeli, Karaalioğlu Parkı Batı Seyir Terası, Aya Yorgi, Adalar Sahli, Antalya Hamitbey Plajı, Eski Kulüp Plajı, Papaz Kayası, Şapeli, Lanthe Sahili, Talya Manzara Seyir Noktası, Falez Parkı, Demircikara Şelalesi, Bambus Plajı, Erenkuş Plajı, Prof.Dr. Erdal İnönü Kent Parkı (Şirinyalı), Muratpaşa Plajı, Muratpaşa Belediye Ücretli Plajı, Erdal İnönü Kent Parkı Plajı, Muratpaşa Belediyesi Antalya İnciraltı Plajı Falezler (Lara), Mehmet Manavoğlu Parkı, Muratpaşa Belediyesi Mobil Halk Plajı, Muratpaşa Sanat Atölyesi, Stingray PADI Diving Center, Deep Walker Diving Center, Antalya Dream Diving, Halk Plajı (Şirinyalı), Yüce Baron Efe Ülker Parkı, Halk Plajı(Şirinyalı), Konserve Halk Plajı, Falez 4 Parkı, Jı viva Kayalıkları Yürüyüş Alanı (Güzeloba), Marzara Seyir Noktası(Fener Lara), Şeytan Burnu Yürüyüş Alanı (Fener), Aşıklar Parkı, TC Muratpaşa Belediyesi Falez 3 Parkı, TerraCity AVM, Selfie Park, Panorama, Fener Plajı Halka Açık(Kayalıklar), Baba Burnu Feneri, TC Muratpaşa Belediyesi Falez Farkı 1, Denizin Yüzü, Eski lara(Çağlayan), Falez Park 1, Seyir Teraslar Arhan ve Yiğit'in Bankı, Aşağı Düden Şelalesi, Düden Şelalesi Karpuzkaldıran Cross Park, Eski Karpuzkaldıran Şelalesi, Karpuz Kaldıran Eğt.Mrk. (0242.3493900), Magydos Antik Liman (Magydus, Güneybatı Anadolu'da Akdeniz kıyısında yer alan Antik Pamfilya bölgesinde yer almış bir şehir ve piskoposluk merkezi. Büyük Deniz Seyahatnamesi'nde (*Stadiasmus Maris Magni*) anlatılan Mygdale (Grekçe: Μυγδάλη) ile muhtemelen aynı yerdir. Yerleşim alanının, günümüzde Antalya ilinin Muratpaşa ilçesi sınırlarında yer alan Lara mevkiinde; Aksu Çayı'nın batısında, falezler üzerinde konumlandırılmaktadır. Antik kaynaklarda sınırlı bilgiye sahip olan bu liman kenti, özellikle Roma ve Bizans dönemlerinde önem kazanmıştır. Günümüzde, *Magydos*'a ait kalıntılar sınırlı olup, bazı liman yapıları ve antik duvar izleri mevcuttur. Kentin limanı, hamamı, surları, dükkân kalıntıları ve su kemerleri gibi kalıntıların büyük kısmı günümüzde askeri dinlenme kampı binalarının altında gömülü kalmış durumda. Magydus, Attaleia (*Antalya*) ile Perge arasındaki kıyıda, kayda değer bir tarihe sahip olmayan küçük bir kasabaydı. 1960'lı yıllarda, Magydos'ta yapılan yüzeysel araştırmalarda ve mevcut kalıntılardan kentin tarihinin, MÖ 4. yüzyıla kadar gittiği tespit edilebilmişti. Antik coğrafyacılar Magydos'u *Katarrhaktes* (Düden) ırmağı ile birlikte anarlar. Roma ve Geç Antik Çağ coğrafyacıları tarafından ara sıra bahsedilmiş ve imparatorluk dönemine ait çok sayıda sikke üzerinde adı geçmiştir. Roma imparatorluk devrinde imparator Domitian'dan imparator Gallienus'a kadar sikke bastığı anlaşılmaktadır. Roma'nın Pamphylia Secunda eyaletinde bulunuyordu. Magydus Piskoposluğu, Konstantinopolis Patrikhanesi'ne bağlı olarak, eyaletin metropol piskoposluğu) olan Perge başpiskoposluğu'nun bir suffragan'ı (alt makam) idi[^[7]^](https://tr.wikipedia.org/wiki/Magydos#cite_note-7) ve bu durum 12. veya 13. yüzyıla kadar devam etti^.^ Katolik ve Ortodoks Kiliselerince aziz kabul edilen Nestorius, (2. yüzyıl -- Perge 251) Pamfilya'daki Magydos'un episkoposuydu. İnancından dolayı işkence görerek öldürülmüştür ve bu nedenle şehit kabul edilir ve anısına Andrea Ayazma Kilisesinde her yıl 2 Mart'ta ayin düzenlenir. Tarihsel olarak belgelenmiş beş piskoposu bulunmaktadır.
325 yılındaki Birinci İznik Konsili'nde hazır bulundu.
451 yılındaki Kalkedon Konsili'nde (Kadıköy Konsili) hazır bulundu.
553 yılındaki İkinci Konstantinopolis Konsili'nde hazır bulundu.
680 yılındaki Üçüncü Konstantinopolis Konsili'nde ve ardından gelen Quinisext Konsili'nde (692) hazır bulundu.
787 yılındaki İznik Konsili'nde hazır bulundu.
Yüzyıllar süren bir kesintinin ardından, en geç 18. yüzyılın sonlarında Magyddus (1925'te Magydus olarak yeniden adlandırıldı) veya Magido (İtalyanca Curia dili) / Magyden(sis) (Latince sıfat) Latin titüler piskoposluğu olarak ismen yeniden oluşturuldu. Onlarca yıldır boş olan bu makamda, bugüne kadar aşağıdaki episkopal (en düşük) rütbeli görevliler bulunmuştur:
- Mariano Zaralli (經), Fransisken Keşişler (O.F.M.) (İtalyan) (03.04.1787 -- ölüm 16.04.1790) Çin'deki Shensi ve Shansi Apostolik Vekili olarak (03.04.1787 -- 16.04.1790).
- James Browne (20.03.1827 -- 30.04.1829) Kilmore (İrlanda) Yardımcı Piskoposu olarak (20.03.1827 -- yerine geçiş 30.04.1829); daha sonra Kilmore Piskoposu (İrlanda) (30.04.1829 -- ölüm 11.04.1865).
- Keşiş Eustachio Vito Modesto Zanoli (明位篤), O.F.M. (04.12.1856 -- 06.08.1857 henüz göreve başlamadı), hala fiili bir prelature olmadan; daha sonra Eleutheropolis Titüler Piskoposu (06.08.1857 -- 17.05.1883) Hupeh (Çin) Yardımcı Apostolik Vekili olarak (06.08.1857 -- 01.09.1862), (yerine geçerek) 'son' Hupeh Apostolik Vekili olarak (01.09.1862 -- 11.09.1870) ve (makam) Doğu Hupeh Apostolik Vekili olarak 'ilk' kez yeniden adlandırıldı (11.09.1870 -- ölüm 17.05.1883).
- Vinceno Bracco (İtalyan) (02.03.1866 -- 21.03.1873), o zamanlar fiili bir prelature olmadan; daha sonra Kudüs Latin Patriği (Filistin) (21.03.1873 -- ölüm 19.06.1889) ve Kudüs Kutsal Kabir Şövalyelik Tarikatı Büyük Üstadı (21.03.1873 -- 19.06.1889).
- Paškal Buconjić, O.F.M. (28.02.1880 -- 05.07.1881) son Hersek Apostolik Vekili olarak (Bosna Hersek) (30.01.1880 -- 05.07.1881); daha sonra Mostar-Duvno Piskoposu (Bosna Hersek) olarak terfi etti (05.07.1881 -- ölüm 08.12.1910).
- Juan Francisco Bux y Loras (27.03.1882 -- 1883)
- Bernardino Caldaioli (09.08.1883 -- 02.03.1884)
- Giovanni Cagliero, Salesians (S.D.B.) (daha sonra Kardinal) (30.10.1884 -- 24.03.1904)
- Ludovít Szmrecsányi (daha sonra Başpiskopos) (14.11.1904 -- 26.03.1912)
- André-Léonce-Joseph Eloy, Paris Dış Misyonları Topluluğu (M.E.P.) (11.12.1912 -- 30.07.1947)
- Vunibaldo Godchard Talleur, O.F.M. (20.12.1947 -- 21.03.1975).-(Güzeloba)
> Karpuz Kaldıran Kayalıkları, Forforlu Beach, Antalya Büyükşehir Belediyesi Lara Halk Plajı Red&White Beach, Antalya Lara Sahili, Sandland (Kum Heykel Müzesi), TC Kültür ve Turizm Bakanlığı Lara Halk Plajı 2, Kapuz Çayı, Kapuz Kanyonu, Güver Uçurumu(AşağıKaraman), Cırnık Köprüsü (Yenigöl), Ters Ev Antalya, Düden Şelalesi
Kadriye Plajı, PapyLand Sahil, Spice Beach(Belek), Belek Halk Plajı, Acısu Çayı, Boğazkent Halk Plajı, iskele Parkı(Boğazkent), Köprü Çay, Sillyon Antik Kent (Yanköy), Bali Baba Türbesi (Tekke), Aşağıoba Tarihi Cami, Serik Gökbuvet Uçansu Şelalesi (Gebiz), Uçarsu Kral Havuzu (Kozan), Serik Gelin Şelalesi (Etler), Küçük Kanyon (Etler), İtalyan Değirmeni (Bilginler), Akbal Köyü Zeytintaşı Mağarası, Su Kemeri (sarıabalı), Su Kemeri Gözlem Noktası, Aspendos Su Kemeri (Belkıs), Aspendos Antik Tiyatrosu (Sarıabalı), Tarihi Aspendos Köprüsü (Belkıs)
Kepez Kent Meydanı, Zeytin Park (Abatlı), Dolum Park, Şehitler Parkı, Antalya Doğal Yaşam Parkı, Aslan Safari Antalya (Lion Safari), Mazı Dağı Seyir Terası, Şelale Parkı, Düden Şelalesi, Kepez Masal Parkı, Karşıyaka Orman Yolu, Karacabey Caddesi Orman Yolu (Aktoprak)